Palyaçolar da ölür mü?
Bunu henüz palyaçoda bilmiyordu
Fakat çocular ölebiliyorsa eğer
Bir palyaçonun ömrü de
pek uzun olmasa gerekti.
Sonuçta çocuklar için vardı palyaçolar
Devasa bir gölge oyunu sanki şu koca evren,
Can Memocan;
İnsan zamanın içinde, zaman insanın...
Bazen bir katre su, bazen koca bir deniz,
Hepimiz bu sonsuz akışın içindeyiz.
Bak şu rüzgarın dünkü esişine,
Dedin ki
Bir gün çıkacağım,
Yüksek bir dağın tepesine,
Ve avazım çıktığı kadar bağıracağım.
"Ey hayat, beni bu kadar üzdün ama
Bak ben yine de buradayım" Diye
Eskimiş bir acının kapısındayım bugün...
Önüme dikilmiş çocukluğum kanlı bir defterle beni bekliyor;
Korkarak bakıyorum yüzüne, hüzünle bakıyor yüzüme...
Gel diyor, kapanmayan hesapların ; kanayan yaraların bekliyor.
İtiraz ediyorum ona, annesine karşı koyan küçük bir çocuk gibi...
Ağlıyorum sanki daha önce hiç ağlamamış gibi...
Dönmelisin bana
Söylenmedik sözler,
Kurulmadık hayaller,
Ve sevilmedik
İki yürek bulunmakta
Göğüs kafeslerimizde
Ah Ergün Ağabey
Mahallemizin abisiydin sen
Çıktın mı Telörgünün yokuşlarından
Bakakalırdı nice insan ardından
E tabi duruş da caka
Delikanlısın!
Ah Fürüzan
Dünya senin bildiğin dünya değil bu devirde
Aşk senin bildiğin aşk değil
Masumiyet artık sağdan sola
Okunmuyor yazıldığı yerden
Ve kimsenin gözleri senin gibi
Gidersen gülüm!
Aklım da gider
Ruhum da...
Eskimiş bir gemi gibi kalırım,
Gözlerinin limanında...
Ayak basmaz kimse gövdeme,
Öyle bir kayboldum ki!
Zaman bile dokunamadı izlerime,
Ne güneş fark etti beni gündüz vakti,
Ne de ay ışığında bir garip karanlık gece.
Öyle bir kayboldum ki
Gecip gittigim yolda gölgemi bile bulamadı hiç kimse...
Vaktiyle bir adam yaşardı yeryüzünde,
Biraz mağrur
Biraz vakur
Deliden hallice...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!