Haydi be İstanbul, yaza ver kendini!
Kaldır başını Boğaz'dan, rüzgârı sal saçlarına, bir martı gibi çığlık çığlığa özgür bırak kendini…
Tramvay rayında gül koksun anılar. Galata biraz serseri olsun, biraz da âşık…
Simitçinin sesi karışsın çocuk kahkahasına.
Kandilli’den esen meltem yakamoz sunsun gecelere.
Serin bir çay, biraz da kavun ve eski bir şarkı yetmez mi sana?
Haydi be İstanbul, kışın gölgesini düşürme üstümüze.
Bir yaz daha yakışır sana da bana da. Sen güneşi denize düşür, ben içime düşen aşkı büyüteyim…
Kuzguncuk'ta sabah sessizliği, bir çınar gölgesinde iki sevgili.
Bir gencin Taksim’de kaybolan hayalleri yeniden yürüsün caddelerde.
Moda sahilinde ayaklarımız suya değsin, geç kalınmış sevdalara özür dilemeden sarılsın insanlar.
Karpuz kabuğu düşsün suya, bir sandal geçsin üstünden.
İstanbul, sen de biraz çocuk ol, gün batarken elimi tut.
Geceleri uzat Kadıköy sokaklarında, müzik sızsın eski balkonlardan. Rakılar bu defa hüzne değil gülüşlere eşlik etsin.
Haydi be İstanbul, yaza ver kendini; bir şehirse eğer aşkın adı, sen o şehrin kendisisin.
Ve bil ki,
yaz bitse de silinmez izlerin,
bir ter damlası gibi kalırsın boynumuzda.
Ne zaman bir vapur düdüğü duysak
içimizde sen esersin,
haydi be İstanbul...
hiç bitmeyecekmiş gibi
bir daha ver yaza kendini!
Kayıt Tarihi : 17.5.2025 20:40:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!