İstanbul
Kaç asır taht kurdun, cennet vatanda
Şimdi bir nasır oldun, müstesna yurtta
Bağrına bastıkça, üzerinde gezinen hissiz
Feryat koparır sinende yatan, nice eşsiz!
Halini düşündükçe, gözlerim hep zar zar!
Kalkıp haykıracak, icazet alsa mezar!
Bakışları sanadır, hep nazar nazar
Şaşırır hasmın, yıkılmazmı bu bizar?
Bilmezki koynunda sakladığın cevheri
Bulmaya sevdalı, o mücella eseri
Bir akışla gelir sana, anadolu erleri
Dört koldan, damar damar; yaz, kış, zemheri
Sende şefkat buldu; sende barınak
Sende sımsıcak; sende kucak kucak!
Vicdansız, merhametsiz, eli kanlı!
Başıboşluk zilletiyle kıvranan, serseri delikanlı!
Bu hesapsız merhametindir, beni ürküten asıl!
Kalk artık, sarsılmaz adaletine asıl!
Peygambere hülya olup, şereflenen, ulu şehir!
O hülyaya duyduğun muhabbet, yaşınla!
Yeşerir bir gün, muhakkak yeşerir
Ebedi düşüşe hazırlanan, kuru yaprak yeşerir
Bir yanışa ram olan, dal yeşerir
Geleceğin karanlık kaygısıdır, körpe bırakan!
Kutlu yarına gebe fidan yeşerir.
Sinan KayaKayıt Tarihi : 21.4.2006 12:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!