“Al feracem, mor feracem”
İstanbul’um, tam üç hecem
Ana sütüm, güzel Türkçem
Sana ucu yanık türkülerle
Buhur kokan kandillerle geleceğim
Sırılsıklam mendillerle…
Mermilerle değil
Yitik aşklarla…
Susayışlarla…
Muştulanmış dualarla…
Avucumda rüyalarla geleceğim
Ne denizden, ne karadan…
Galata’dan, Üsküdar’a
Hezarfen kanatlarla ineceğim
Kuşbakışı gördüm seni
Ayasofya’n çok üzgündü
İnan bana yağmur gözlüm
Yüz hatların çok düzgündü…
Ağaçların yosun kokar
Tâ içinden deniz akar
Kız Kulesi bağdaş kurmuş
Süslü yalılara bakar
Beni rıhtımda arama
Sana vapurlarla değil
Turuncu atlarlarla geleceğim
Itriden kıraatlarla…
Mahyalara tutunarak ineceğim
…
İstanbul’um seni bana versinler
Beyoğlu’na gelip güzel görsünler
…
Ey gurbette vuslat, vuslatta gurbet yaşayan şehir
Sessiz bir intiharla bakma gözlerime
Gönlüme bahçenden bir gül düştü de geldim
Sen alışkınsın surlardaki top seslerine…
…
Tatlı dilli, ince belli, çift kemerli yâr
Toprağına umut eken kaç sevdâlı var
11.04.2006
Ahmet BeyoğluKayıt Tarihi : 16.4.2006 10:48:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (5)