İstanbul Şiiri - Şairül İslam Yunus Kokan

Şairül İslam Yunus Kokan
1432

ŞİİR


21

TAKİPÇİ

İstanbul

Sen bir martısın,
Kanadın kırık, gaganda tuz,
Galata’dan Karaköy’e süzülürken
Altında vapur düdüğüyle inleyen bir şehir var.
İstanbul,
Ne tamamen Avrupa’da ne de Asya’da
İkisinin arasında asılı kalmış bir dua gibi.

Sabah ezanıyla uyanır bu şehir,
Ama uyanmaz aslında;
Sadece rüyasını değiştirir.
Ayasofya’nın kubbesinde seçkin bir fısıltı,
Sultanahmet’in minaresinde
Ezanla karışan martı çığlıkları.
İkisi de aynı anda “burası benim” der,
Ve şehir ikisini de susturmaz.

Boğaz’da gün batarken
Ortaköy’ün küçük camisi
Pembe bir nakış gibi oturur suya,
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
Arkadan ağır ağır kızarır,
Sanki utanıyor
Bu kadar güzelliği taşıdığından.
Balıkçılar teknelerinde:
“Bir daha” der gibi ağ atar,
Bir daha ne?
Bir daha aynı gün,
Aynı martılar,
Aynı yorgunluk.

Eminönü’nde balık ekmek kokusu
Tuzlu, sıcak, biraz yanık.
Bir adam simit alır,
Yarısını martılara verir,
Yarısı kendine kalır.
Paylaşmak burada
Hayatta kalmaktır.
Martılar bilir bunu,
İnsanlar unutur.

Galata Kulesi gece ışıklandığında
Gizemli bir sevgilinin gözüyle bakar,
Uzaktan, hüzünle,
“Ben hâlâ buradayım.” der.
Ama kimse dönüp bakmaz artık
Herkes aceleyle geçer altından,
Telefon ekranında bambaşka bir şehirde.

Çukurcuma’da antika dükkânlarının vitrininde
Eski İstanbul fotoğrafları:
Tramvay, fes, hanımlar şemsiyeli,
Beyoğlu’nda gaz lambaları.
Şimdi o sokaklarda
Aynı anda hem 1900 hem 2026 yürüyor.
Zaman burada katman katman,
Birini soyunca altından öteki çıkıyor.

Kız Kulesi’ne vapurla yaklaşırken
İnsan anlıyor ki
Yalnızlık da bir mimari üsluptur.
Denizin ortasında tek başına durmak,
Ama her gece ışık yakmak.
İstanbul’un en samimi yalanı bu belki:
Yalnız olmadığını sanmak.

Arasta Pazarı’nda
Bir nine halı satar,
“Bu desen aşkı anlatır.” der,
Gözleri uzaklara gider.
Aşk burada hep yarım kalmış gibi,
Bu şehrin mi yoksa kalbin mi
Kalabalık oluşundan bilinmez.

Ve gece yarısı,
Taksim’den aşağı yürürken
Neon ışıklar,
Ayyaş kahkahalar,
Bir köşede ud sesi,
Diğer köşede rap,
Hepsi aynı anda çarpışır
Ve ortaya çıkar
Bu şehrin kendine has dili:
Karışık, gürültülü, yaralı; ama vazgeçmeyen.

İstanbul,
Sen bir şiir değilsin,
Sen şiirin yazılmayı reddettiği yersin.
Çünkü kelimeler yetmez,
Ne kadar çok yazarsan yaz
Her zaman bir şey eksik kalır:
O anki rüzgârın taşıdığı tuz,
O anki martının çığlığı,
O anki kalbin içindeki:
“Burada kalamam; ama buradan gidemem de.” hissi.

Bu şehirde kalan herkes yaralıdır,
Ama yaralarını gösterir göstermez
Dikiş tutmaz olur.
O yüzden susar,
Gülümser herkes
Vapurda çay içer,
Boğaz’a bakar
Ve içinden der ki:
“Bir gün belki…
Ama bugün de güzel.”

Şairül İslam Yunus Kokan
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 15:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!