İsmet Doğanoğlu Şiirleri

34

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Soğuk bir mart sabahı dünyaya geldim.Sincan da ilk orta ve İstanbul da Lise ve Üniversite tahsili aldım. Benim şahsi kaderim Milletimin kaderine çok benziyor.Onun için şiirlerimde gülelim oynayalım türü konular göremezsiniz.Ömrüm yettikçe biçare,mazlum,bahtsız milletime kalemimle hizmet etmeye çalışacağım.Aeo.

İsmet Doğanoğlu

Yaz ayrı kış ayrı
Göz ayrı kaş ayrı
Gövde ayrı baş ayrı
Bahar gelmiş neyime

Yaren ayrı yar ayrı

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

Çamur, kirlerin en temizi.
Varsın paçama bulaşsın,
Vicdanıma bulaşmasında...

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

Bizim de bir evimiz vardı,
Bir oda bir araydı,
İçinde altı nüfus yaşardı,
Pencerelerden kahkahalar taşardı,
Tüm mahalleli bu hale şaşardı.

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

İster bey ol, istersen paşa
İster İsa ol istersen Musa
Hayat kısa, hayat kısa
Bu hayatın ne anlamı var,
Ebedi hayat olmasa?

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

Ey on asır zalimleri titreten halk,
Kalk, kalkta etrafına bir bak!
Söndürenler Anadolu da yanan ateşi,
Bütün dünyayı ettiler zulmete gark.

Yıllarca süren haçlı seferleri,

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

Geceler, kötü görünür ilk bakışta
Karanlığı anımsatır ilk nakışta
Gecelere isyan edilir
Geceler istenmez son yakarışta

Oysa geceler rahmettir

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

I am going to the West,
In a train with a pain on my chest,
My heart is broken by many arrows,
My soul is surrounded by many sorrows

I look through the window;

Devamını Oku
İsmet Doğanoğlu

Çocukluk zamanımızda lambalı bir radyomuz vardı.Bazen okuldan gelince annemle beraber oturur,onu dinlerdik. “ Sayın dinleyiciler,şimdi de sizlere bir Azerbaycan şarkısı, Dağlar kızı Reyhan, çalacağız”derdi. Bazı kelimeleri anlamasak da büyük bir keyifle dinlerdik. Daha sonraları, sen gelmez oldun, size selam getirmişem gibi şarkılar zihnimizde iyice yer etti.Latif,kulağa hoş gelen, şirin bir Türkçeydi.Bazende uluslararası kanalları karıştırırken “bizde iki hastaya bir doktor düşer,Avrupada ise on hastaya bir doktor düşer” gibi kominist propagandalar kulağıma takılırdı.

Yıllar sonra Azerbaycan” a gitmek ve orada yaşamak nasip oldu.Daha önce Türkmenistan da üç yıl olduğum için,ortam bana çok yabancı gelmedi.Sovyetler birliği sonrası ülkelere gittiğiniz zaman sanki zaman tüneline girmiş gibi yirmi otuz yıl geriye gidiyorsunuz.Sovyetler birliği imparatorlarının Moskova”yı güllük gülüstanlık yaparken buraları çok ihmal ettiğini görüyorsunuz.Çocukluğumda köyümüzün bir otobüsü vardı.Yıllar sonra onun aynısını Türkmenistan da gördüm.demekki buralardan götürmüşler.Rahmetlik dedem: “Oğlum sana velespüt alacam” derdi. Yıllar sonra Velespüt”ün Rusça da bisiklet olduğunu burada öğrendim.Acaba dedem Rusçayı nereden biliyordu? İhtimalki,savaşlarda tanış olduğumuz Ruslardan bazı kelimeler de bize geçmiş olmalı.


İlk geldiğim sene,bazen Türkiye” de miyim Azerbaycan”da mıyım karıştırıyordum.Dolmuşlarda çoğu zaman Türk müziği çalar.Dolmuştan indim,dükkana girdim.bana bir kilo yoğurt verin dedim.Dükkancı anlamadı.”başa düşmedim, ne istediniz? ” dedi.Bende farkettimki ben Azerbaycandayım ve yoğurt yerine katık demem lazım.Otobüste giderken ayaktaki yolculardan birisi “şofor, arkanı aç” diye bağırmaya başladı.bizde olsa şöfor kalkar yolcunun üstüne yürür: ne diyon lan sen diye.Meğer arkanı aç demekle arkayı yani arka kapıyı aç demek istemiş.Böyle lehçe farkından kaynaklanan komik şeyler olabiliyor.Bir zaman bizim genel kurmay başkanı Azerbaycanı ziyarete gider.sohbet ederlerken buranın devlet başkanı:”sizin askerlerde maşallah çok pezevenkmiş” der.bunu duyan bizim komutan ne diyeceğini şaşırır.daha sonra öğrenirki Azerbaycan lehçesinde pezevenk iri yarı,güçlü demektir.

Devamını Oku