Kel verdin tırnak vermedin
Bir kez yüzüme gülmedim
Halim nedir hiç sormadım
Bırak dağınık kalsın masam
Dokunma sönerse sönsün isli lambam
Dökülsün hokkadan mürekkebim
Gönlümle de sana yazarım gülüm.
Yayla Gülüm (Gelinliğe)
Seni öz kızım gibi bağrıma basacaktım,
Başlara taç edilen çiçeğim yapacaktım,
Senin için dünyamı adeta yıkacaktım,
Çıkmaza girdi bu iş. Hoşça kal Yayla Gülüm.
Çağlayıp akar suları
Sararıp düşmüş dalları
Acep açık mı yolları
Yaylama gidesim geldi.
Küllü nefsin zaigatül mevt buyurmuşken Yaratan
Farkındayım kader dizginlerim ellerinde şüphesiz
Sadece oynamaktayım bir fani olarak rollerimi
Elden geldiğince hatasız, elden deldiğince kusursuz,
Gelsene cananım, gelsene canım
Bekleye, bekleye bitti mecalim
Gün geçtikçe beter oluyor halim
Ağlatma, sızlatma, inletme yeter.
**
Yüzüm güler iken içim kan ağlar
Müslüman da iş yok bilirsin bunu
Bu yüzden her yere sokan burnunu
Hazırlar gibisin sanki sonunu
Türkten iyi dost mu buldun gülerim.
Kalbime mühür vurdum kitledim kapısını
Vefasızlar girip de bozmasın yapısını
Öyle temiz, pak kalsın güven versin şu cana
İtimat mı koydular sevgiliye cânâna.
Sen ki gözümün nuru, bebeğiydin bir tanem
Kutup yıldızı gibi yol gösteren okumdun
Kulak, burun, göz gibi vücutta vaz geçilmez
Koklayıp hissettiğim en kıymetli dokumdun.
***
Okyanus ortasında garip kalmış bir tekne
Temaşa eyleme dertli halimi
Arşa çıkan feryadımı duy gayrı
Yeter inleterek cefa verdiğin
Kendini yerime nolur koy gayrı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!