Ne ağır laflar söyledi bize
Esirgemez kimseden sözünü
Bizim yukarı köylü Pakize
Açtı ağzını, yumdu gözünü.
Yiğit namıyla anılır, derler
Çok şey öğrettin bana yalnızlık
Sararmayı, solmayı
Bir köşeye çekilip mahsun olmayı
İçine atmayı, dolmayı
Sabahlara kadar uykusuz kalmayı
Hıçkırıklara boğulup, saç-baş yolmayı
Kumsal ısısız
Deniz sessiz
Ben kimsesiz
Yakamoza kalmış gece
Tüm ışıklar sönük
Yüzüm denize dönük
Balık ekmekçiler
Ve sahil yolu
Çay bahçeleri
Her taraf dolu
Yolun bittiği yerden
İndim aşağı
Koşmak bitti sırada emekleme
Benden eski muhabbeti bekleme
İnsan sevdiğine küser mi deme
Hem de nasıl küser bir ben bilirim.
Bence önce şöyle kendine bir bak
İnsanda hata aramayı bırak
Sevgiyle coş, coş da gönüllere ak
Sen sen ol da sakın kusur arama.
Kötü gözle bakma hiç insanlara
Bir kaplumbağa vardı
Kurallara uymazdı
Söyleneni duymazdı
Kulak ardı ederdi
Her bir yere giderdi
Herkes merak ederdi
Yapılan uyarıları
Kesinlikle duyuyorum
Bahçedeki, sınıftaki
Kurallara uyuyorum.
Dikkatli çıkar inerim
Bir şey gelmiyor elden
Düşmüyor artık dilden
Virüs denen katilden
Kurtar bizi Allah'ım.
Bu ne kabus, bu ne sis?
Koyun oldukça üşümüştü
Tir tir titriyordu boyuna
Üşüdüysen seni yiyeyim,
Dedi kurnazca kurt koyuna
Koyun ondan aşağı değil
Uyandı yapılan oyuna




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!