Yaratılmış ağacın gölgesi
Altında bürüncek giyen eksiketek kadınlar...
Kadınlar sebepsiz yere serilmiş bedenlerine
Sebepsiz aşkı koymuşlar dallara
Meyvesine aşk...
Sana armağan bir ütopik dünya
Gerçeği şu mısralarda ara:
İçi titrer her yaşamın, ufuk orada da var
Geçmiş zamandan kalma bir çiçek...
Bir çiçek... kış koklar, soğuk koklar
Tuz tadında zemheri bir ayrılıktır göç... bilemezsin
Dağlar, taşların hapsettiği bir güne çıkar
Çocuk bakar, kuş bakar, çimen bakar
Bakar ki ellerinde hüzün tomurcuğu gökyüzü
Bakar ki gidenler ölümden seyyaleler getirir
Diner o zaman sis içinde yitmiş bir güzel hava
Doğa kilitler sınırlarını, insan nefes nefes kudurur
Aşıklar vuslat firak arasında nöbetçi durur...
Simetrisini yitirmesin aramızda ne varsa
bir hikayeden özet alıntılar değil ki
sen bende anadolu
ben sende kucak kucak ana...
unutma!
hikayesiz başlayan doğum...
nihayetsiz hayat yoktur...
Doğdu: 14 Şubat 1982
Öldü... bel ki yine bir şubat...
Eserleri
Güz Yeşili-Şiir
Bir Çocuk Öldü-Anı
Mezarlık-Hikaye
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!