1958 yılında Sivas'ın Divriği ilçesinde doğdu. İlk okulu Güneş Köyünde, Divriği Cumhuriyet ve Mustafa Necati İlkokulu'nda okudu. Orta Okulu Nuri Demirağ Orta Okulu'nda ve devamla Divriği Lisesi'nde okudu.
Gerek yaşadığı kasaba tarih ve kültür yogunluğu açısından şairimizin yetişmesinde büyük rol oynarken, Gerekse öğretmenlerinin O'nu tarihe, edebiyata, halkbilme ve şiire yönlendirmesi O'nda şiiri bir tutku heline getirdi.
Orta okulda yazdığı Sonbahar şiiryle edebiyat öğretmeni Cemalettin Çaylı tarafından 'Alev Alev 'adlı F.W. Kenyon'un bir romanıyla ödüllendirildi. Yine o yıllarda Yeşil Divriği Gazetesi'nde 'Ögrenci' ve 'Tahtakurusu'adlı iki şiiri yayınlandı.
Öğretmenleri Ali Değer, Alattin Yurtsever, Cemalettin Çaylı, Kemal Koçarslan, Mustafa Yavuz, Hüseyin Gürler ve Mustafa Süt'ün O'nun araştırmacı, analizci kişiliğinin oluşmasında büyük katkıları olmuştur. Yine şehir Kütüphanesi Müdürü Ali Bey'in önerdiği kitaplar, Alevi Bektaşi Şairi Fötörlü Ali Dede'nin, Hamal Kürt Mehmet'in, Ozan Ürük'lü Mehmet Kış'ın, Abdullah Papur'un,Tren Kemancısı Kemal emminin daha binlerce kişiyle köy çalışmalarında, babası Fırıncı Mehmedin fırınında, Demiryolları istasyon büfesinde kurulan dostluklar sonucu yapılan sohbetler, Mahzuni Şerif, Aşık Veysel, Feyzullah Çınar, A.Daimi, Şah Turna, Muhlis Akarsu, A.İhsani, Zammani, Mehmet Koç, Davut Sulari, Ali Ekber Çiçek, Mahmut Erdal Ali Kızıltuğ, Rıza Arslandoğan, Ali Baştuğ, Abdullah Papur, Celal Yılmaz.. Nuri Üstünses, Kalaycı Ahmet daha yüzlerce ozanın kulaklardan silinmeyen türküleri, plakları, bantları...Yüzlerce binlerce deyiş, deme, duvaz..Köroğlu Destanları, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Şeyh Bedrettin hikayeleri...Her yönüyle bir şiir ortamı.
İşte ozanlar şehri Divriği'de 100'e yakın şiiri üreten şairimiz şiirlerini yazdığı defterini ele geçiren bir kişinin binbir emek ve duyguyla yazdığı şiirlerini kendisinin diye göstemesi üzerine şiire bir süre ara verdi.
1976 yılından beri çeşitli gazetelerde muhabirlik ve İstanbul merkez çalışanı olarak görev yaptı. Yazıları ve araştırmaları birçok gazete ve dergide yer aldı. Son yıllarda Marmara Haber Dergisi'nde İstanbul'un Gizemleri adlı seri halinde tarihi araştırmaları yayınlandı, Berfin Bahar sanat edebiyat dergisinde biyografik portreleri içeren edebi yazıları, yine gazetelerde ozanlarımızla ilgili röportajları yayınlanmaktadır.
Kayseri Karaözü'nden DDY tren şefi emeklisi Karpınarlı merhum (Mehmet) Mevlüt Yıldırım ve Yerlikuyulu Eşe kızı Neşe ile evli biri 24 yaşında Mehmet Ozan, diğeri 18 yaşında Baran Can adlı iki çocuk babasıdır.
Eserleri
Yayınlanmış eseri bulunmamaktadır.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
İsmail Güngör
Tüm YorumlarTeşekkürler-Şiir dostlarına saygı ve selamlar-İsmail Güngör