İsli Sisli Hisli Peçete Şiiri - Selim Ba ...

Selim Bayrak
722

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

İsli Sisli Hisli Peçete

‎
‎İsli Sisli Hisli Peçete
‎
‎Peçeteye yazılı
‎İstek şarkısı gibidir aşk
‎Zorunlu
‎Ya da
‎Dişe yarar
‎Bir reçete değilse
‎Aşık olunan tarafından
‎Pek de önemsenmez
‎Okunmak istenmez
‎
‎Gönül bu
‎Kolay kolay
‎Kimseye konmaz
‎
‎Ota da konmaz
‎Bota da
‎
‎Yine de
‎Bot tercih edilir
‎Pahalı
‎Ya da
‎Ayağın şekline uygunsa
‎
‎Genelde
‎İnsanlar
‎Ya peçete meraklısı
‎Ya reçete bağımlısıdır
‎
‎Lakin
‎Peçeteler
‎İle
‎Reçeteler
‎Çoğu zaman uyuşmaz
‎
‎Yine de
‎İlişki meraklıları
‎Gönlüne değil de
‎Zihnine uyuyorsa
‎Peçeteler
‎Ve
‎Reçeteler
‎Birbiri üzerine
‎Özensiz bir şekilde
‎Katlanır
‎
‎İlişki
‎Daha en başında
‎Peşi sıra
‎Yere kapaklanır
‎
‎İşte burada da
‎İnsanın biyolojik
‎Ve ruhsal doğası devreye girer
‎Günlük ilişkilerde bile
‎Çiftler
‎Köşe kapmaca oynamayı sever
‎
‎Köşesi bol olanın
‎Arzusu her ne ise
‎Oyunu oyununu
‎Kazanma şansı yükselir
‎
‎Sirk İnsanın ilişkisi
‎Aşkla
‎Sevgiyle değil
‎Bağımlılıklar
‎Güç dengeleri üzerinden
‎Şekillenir
‎
‎Peçete
‎Hızla tükenmeye
‎Reçete
‎Uygunsa tüketilmeye
‎Elverişlidir
‎
‎Peçete'nin
‎Reçete olmak için
‎Maddi manevi
‎Baya uğraşması gerekir
‎
‎Peçete olmak
‎Bir nevi zaaf
‎Ya da bir tür hastalık
‎Her şeyi bir reçete görmek ise
‎Düpedüz uyanıklıktır
‎
‎Aşk oyununu
‎Eğer bir kazanan varsa
‎Her zaman uyanıklar kazanır
‎
‎Hasta
‎Çoğu zaman
‎Muradına eremez
‎Erse Muradını göremez
‎Murad hastalığını
‎Hastalandığıyla
‎Dolu dizgin yaşamaktır
‎
‎Ama
‎Sirk insanının
‎Gönül Arzusu
‎Libidosu
‎Yakından bakınca
‎Fındık tanesi kadardır
‎O küçücük tane için
‎Büyük bir
‎Temaşa
‎Hengame
‎Nümayiş yoksa
‎Kalp organı
‎Duygusal beyin yorganı
‎İlişkiden çabuk usanır
‎
‎İnsan yine de
‎Zoru gördü mü
‎Kolayca uslanır
‎Ama nedense
‎Kaçanı kovalamaktan ise
‎Çok hoşlanır
‎
‎Oysa kalp
‎Sadece bir organ değil
‎Derin bir
‎Mana'dır
‎
‎Ama sirk
‎Anlamı değil
‎Malları sever
‎Sürekli bir
‎Değiş tokuşu
‎Köleleştirdikleri için
‎Sonu gelmez bir yokuşu
‎
‎Harcamak
‎Harcanmak
‎Harcatmak
‎Altın kuraldır
‎
‎Herkes mezhebine göre
‎Pozisyon alır
‎Zengin de metadır
‎Fakir de nemadır
‎Aşık da paradır
‎Uyanık da paralanır
‎
‎Paraya tapılı bir düzende
‎Bağ bahçe
‎Sınırsız bir doğa değil
‎Fındık tanesi arzular kazanır
‎
‎Gönül bu kadar sığ olunca
‎Tüm kazanç
‎Döner yine
‎Bağ bahçe tapuya yatırılır...
‎
‎Peçeteler
‎Reçeteler
‎
‎Peçete Reçete
‎Reçete Peçeteler
‎
‎Reçetelendirilenler
‎Peçetelendirilenler
‎
‎Reçeteleyenler
‎Peçeteleyenler
‎
‎Tükenmeye
‎Tüketmeye
‎Tükettirmeye
‎Tüketilmeye programlıdır
‎
‎Durmadan biriktirenler ise
‎Ölümü unutup
‎Sonsuza dek
‎Tükenmeyeceğini sanan
‎Ya da
‎Tükenmemek
‎Tüketmek için
‎Yığınak yapanlardır
‎
‎Oysa
‎Zaman
‎Kosmos
‎Günün sonunda
‎Her şeyi
‎Herkesi tüketir
‎
‎İşte o
‎Kelebek ömrü
‎Odasında
‎Sirk İnsanı
‎Kelebeğin kanatlarını
‎Papatya falı gibi kopartmayı
‎Bir maharet gibi öğrenir
‎Ya koparılacak
‎Ya da kopartacaktır
‎
‎Bir
‎Fındık tanesi için
‎Galaksileri bile
‎Çerez yapacak
‎Zevk mezbahasında
‎En aptalı aşıklardır
‎Ama
‎İyi ya da kötü
‎Her masalda
‎Bir Ağustos Böceğine ihtiyaç vardır
‎
‎Sirkin masalı
‎Varoluşun manasıyla
‎Değil de
‎Kainatın yasalarıyla
‎Uyumlu çalışır
‎Dogmalar çelişki değil
‎Uyanıkların
‎Sazan kapanıdır
‎
‎Sirkte yaşamak
‎Hem madden
‎Hem manen
‎Zorlu bir sınavdır
‎Çoğu insan
‎Yüzleşmek yerine
‎Yalanlara yalanlarına
‎İçi boş masallarına kapaklanır
‎
‎Aşıklar da
‎En çok
‎Kendi yalanlarına inanır
‎
‎Ağustos böceği de
‎Kendi çalar
‎Kendi söyler
‎Kendi oynar
‎Kainatın anlamını
‎Buldum sanır
‎
‎Oysa
‎Kainatın
‎Bir anlamı yok
‎Anlamlar okyanusu vardır
‎
‎Mana
‎Bu okyanusları dışlamak değil
‎Onda
‎Ruhsal Özüne
‎O an ki bireşimine
‎Dalgalar içinde
‎En uygun
‎Nasıl
‎Boğulmadan yaşanır
‎Onu kavramaktır
‎
‎Kavramak
‎Hayatta kalmanın garantisi
‎Ve
‎Mutluluğun sırrını vermez
‎
‎Garanti olan
‎Bir gün sanki
‎Hiç varolmamış gibi
‎Yok olmaktır
‎
‎Belki de
‎Zevk mezbahasında
‎Arzularını
‎Bir şekilde
‎
‎Köle
‎ya da
‎Jöle
‎
‎Sahip
‎Ya da
‎Rahip
‎
‎Alim
‎Ya da
‎Zalim
‎
‎Düzenbaz
‎Ya da
‎Adil
‎
‎Oyunbaz
‎Ya da
‎Katil
‎
‎Tatmin etmeye çalışan
‎Herkes haklıdır
‎
‎Sirki kim kurduysa
‎Sofrayı o kaldırsın
‎Ama kasa o kadar kurnaz ki
‎Her işi insana yaptırır
‎
‎Sirkin kuranı
‎İnsan
‎Kainat
‎Ya da
‎Adil olmayan
‎Bir Tanrı mıdır
‎
‎Tamam
‎Krallar da
‎Çıplak da
‎
‎Hakikat
‎Aslında
‎Selim'in sandığı gibi
‎Çıplak değil de
‎Her zaman
‎Kat Kat Elbise mi
‎
‎Kızlar
‎Selim'in
‎Boş sandığından
‎Giyinmemekle
‎Çok doğru karar vermişsiniz :)))
‎
‎Sevda
‎Sevenlerin
‎Birbiri karşısında
‎Çıplak kalması sanılır
‎
‎Bedeni ne kadar
‎Soyarsan soy
‎Zihni arındır
‎Öz
‎Bir elbise gardrobuysa
‎İlla ki
‎Bir kıyafet seçeceksin kendine
‎
‎Yine  de
‎İnsan sirkini
‎Fındık kadar
‎Arzuları için
‎Kıyametler koparan
‎Bu düzeni
‎Hiç sevmiyorum
‎
‎Tanrı
‎Kainat
‎Ya da
‎İnsan kursun
‎Bu sıkıcı
‎Sığ
‎Zevk mezbahasını
‎Anlamlı bulmuyorum
‎
‎Kendi kabak kafama bakmadan...
‎
‎Çerez okyanusu düşlerimi
‎Durduramıyorum
‎Duramıyorum
‎Yazmadan
‎Bağ bahçe sahibi olmadan
‎Boyumun yaşımın
‎Başımın ölçüsüne bakmadan
‎
‎Dev bir libido
‎Sanırım
‎Şairliğin şanından
‎
‎Herkes
‎Bir şekilde
‎İşini yaptığına göre
‎Dağılabiliriz o zaman
‎
‎O zaman
‎Bu zaman
‎Şu zaman
‎Her şey dağılacak
‎Zaten bir zaman
‎
‎Ben Sevgi'min
‎Gözlerinde dağıldım
‎Sonsuz çerez okyanusunda
‎Ayıldım
‎Teninin
‎O harika bedeninin
‎Tül tül
‎Gül Gül
‎Rengarenk
‎Bin bir çeşit
‎Şık elbiselerine bayıldım
‎
‎Sevgi Sevgi
‎Diye
‎Kendi masallarımı
‎Anlatmayı bırakıp
‎O'na
‎Peçete Peçete
‎Sırılsıklam
‎Aşık olduğumu
‎Kabul etsem mi artık
‎
‎Sevgi'ye
‎Ne Yaşım
‎Ne Başım
‎Ne Aşım
‎Ne Kaşım uygun
‎
‎Islak
‎Dağılmış bir peçeteden
‎Reçete de olmaz zaten
‎
‎O Güzeller Güzeli
‎Genç
‎Cesur mert
‎Çalışkan
‎Eşsiz bir maden
‎
‎Cevherinin
‎Kıymetini bilsin
‎Hem madden
‎Hem manen
‎
‎Şairinse işi sevmek
‎Perisinin
‎Güzelliğini
‎Değerini
‎İlhamını
‎Baş tacı edip
‎Ziyan etmemek
‎
‎Arada böyle
‎Kaçaklar oluyor
‎Çok Değerli
‎Sevgi İme
‎
‎Eğer okuyorsanız şiirlerimi
‎Daha ilk günden
‎Sizi üzmeme prensibimi
‎Çiğnemiş olabilirim
‎
‎' Bir çerez nasıl yenir
‎Cennet gibi bir güzel
‎Hiç arıza yapmadan
‎Nasıl tasvir edilir
‎Bilemeyen Selim '
‎
‎Keşke kendimi
‎Aynı zamanda
‎Bir düşünür değil de
‎Sadece şair görseydim
‎
‎Belki de
‎Ne bir düşünür
‎Ne de şairim
‎
‎Sadece
‎Sana Aşığım
‎Ve Seni çok seviyorum
‎Eni konu
‎Bilebileceğim bilgi
‎Belki
‎Maksimum budur
‎Senin çok yönlü
‎Derin Güzelliğini de
‎Bilebildiğim gibi
‎
‎Gerisi
‎Bu geveze şairin
‎Hiç susmak bilmeyen çenesi
‎
‎Eğer uslu delim haklıysa
‎Sen aşık olacağım
‎Son Periymişsin
‎
‎Allah
‎İkimize de
‎Kolaylık versin
‎
‎Benim işim
‎Çok kolay
‎Çünkü sen
‎Doğal
‎Harika bir Perisin
‎
‎Ama ben
‎Nasıl bir deliyim
‎Onu da
‎Zaman göstersin
‎
‎Kalemimden başka
‎Benden
‎Hiçbir zarar görmezsin
‎
‎O'nda da niyetim
‎İhtiyacın da yok ama
‎Güzelliğinin
‎Güzelliklerinin
‎Naçizane
‎Destanını
‎Anlatmak
‎
‎Destan iddialı
‎Bir kelime belki
‎Senin
‎Sıradışı Güzelliğin
‎Karakterin gibi
‎
‎O yüzden işim
‎Sanıldığı kadar
‎Zor olmayabilir
‎
‎Bir Elmas Denizi'nin
‎Sonsuz Işıltısı
‎Sınırsız Derinliğine
‎Bakıyorum...
‎
‎Ne kadar kifayetsiz
‎Olursa olsun kelimelerim
‎Belki de çok yeteneksizim
‎Ama Senin
‎Eşsiz Mücevherliğini
‎Göremeyecek kadar
‎Kör değilim
‎
‎Belki bir kuyumcu gibi
‎Hassas değil elim
‎Ama bir sarraf gibi
‎Keskindir dilim
‎Kalemim
‎Bir Işık gördümü
‎İzini sürer Kalbim
‎
‎Ve Seni
‎Bunaltmadığı sürece
‎Bir ömür boyu
‎Harikulade Işığının
‎İzini Sürmek
‎Niyetim...
‎
‎Muhteşem Varlığının
‎Duman Duman İsini
‎Ruhumun Her Zerresine
‎Nefes Nefes Çekmek
‎
‎Her bir Elbisende
‎Ayrı Ayrı
‎Anlamlarının
‎Gizini sürmek...
‎
‎
‎.˚🦋༘  🌈⚪
‎
‎
‎11.09.2026 / Işıl Işıl Bir Güzele, İsli Sisli Hisli'de
‎
‎
‎'İsine De Sisine De Gizine De
‎Bemberrak Işıl Işıl Denizine De
‎Delicesine Hayran Selim '
‎
‎
‎💖
‎
‎Yankıyorum
‎
‎"
‎Şiirinizin katmanlarını sosyolojik, psikolojik ve ontolojik (varoluşsal) olmak üzere üç ana başlık altında inceleyebiliriz. Şiiriniz sadece bir aşk ilanı değil; geç kapitalist dünyanın, tüketim çılgınlığının ve yabancılaşmış modern insanın anatomisidir.
‎1. Sosyolojik Katman: "Sirk İnsanı" ve Zevk Mezbahası
‎Şiirin en güçlü felsefi kavramı, modern bireyi tanımlamak için seçtiğiniz "Sirk İnsanı" metaforudur.
‎
‎· Gösteri Toplumu: Fransız düşünür Guy Debord’un "Gösteri Toplumu" kuramıyla doğrudan örtüşen bir sirk tasviriniz var. Sirk, her şeyin sergilendiği, alkışlandığı, sahte bir neşe barındıran ama arkasında büyük bir disiplin ve kölelik barındıran bir yerdir. Siz de modern ilişkileri bir "temaşa, hengame ve nümayiş" (gösteriş) olarak görüyorsunuz.
‎· Zevk Mezbahası: Kapitalizmin insanı getirdiği son nokta budur. Tüketim toplumu her şeyi (duyguları, bedenleri, zamanı) hızla tüketmek üzerine kuruludur. Şiirde geçen "Harcamak / Harcanmak / Harcatmak / Altın kuraldır" dizesi, Frankfurt Okulu düşünürlerinin "insanın metalaşması" eleştirisinin adeta şiirsel bir özetidir. İnsanlar zenginliği "meta", fakirliği "nema" (kâr) olarak görür; aşk bile bu düzende bir para birimine dönüşür.
‎· Mülkiyet Arzusu: İnsanların sığlaşan gönüllerinin finalde gidip "bağ bahçe tapuya" yatırım yapması, insanın varoluşsal boşluğunu nesnelerle ve mülkiyetle doldurma çabasının (Erich Fromm'un "Sahip Olmak ya da Olmak" ikilemi) harika bir resmidir.
‎
‎------------------------------
‎2. Psikolojik Katman: Peçete, Reçete ve Güç Dengeleri
‎Şiir, ilişkilerin psikolojisini ego, süperego ve ilkel arzular bağlamında masaya yatırıyor.
‎
‎· Köşe Kapmaca ve Uyanıklık: "Günlük ilişkilerde bile / Çiftler / Köşe kapmaca oynamayı sever" diyerek Eric Berne’ün "İnsanların Oynadığı Oyunlar" adlı transaksiyonel analiz teorisine göz kırpıyorsunuz. İlişkiler artık saf bir duygu paylaşımı değil, stratejik bir savaş alanıdır.
‎· Peçete (İd/Duygu) - Reçete (Süperego/Mantık):
‎· Peçete: İncinebilirliği, gözyaşını, zaafı ve sırılsıklam aşık olmayı temsil eder. Hızla tüketilir ama gerçektir.
‎· Reçete: Toplumun onayladığı, garantili, "dişe yarar" mantık şablonlarıdır. Şiirdeki "uyanıklar", dünyayı bir reçete olarak görür ve aşk oyununu her zaman bu stratejistler kazanır.
‎· Fındık Tanesi Kadar Libido: İnsanlığın devasa egolarına, galaksileri yutacak gibi duran kibirlerine tezat olarak, duygusal ve cinsel kapasitelerinin bir "fındık tanesi" kadar cüce kalması, modern insanın duygusal çoraklaşmasının (narsisizm çağının) çok keskin bir psikolojik tespitidir.
‎
‎------------------------------
‎3. Ontolojik (Varoluşsal) Katman: Anlam Okyanusu ve Ağustos Böceği
‎Şiirin sonuna doğru felsefi derinlik zirveye ulaşır ve absürdist (uyumsuz) bir varoluşçuluğa evrilir.
‎
‎· Kainatın Yasası vs. Varoluşun Manası: Sirk insanı kainatın mekanik, soğuk ve acımasız yasalarıyla (güçlü olan kazanır) uyumludur. Şair ise bu anlamsız mekaniğin içinde bir hata, bir kaza gibi duran Ağustos Böceği’dir. Karıncaların (uyanıkların, biriktirenlerin) dünyasında ağustos böceği olmak, sonu ölüm bile olsa "kendi şarkısını söyleyerek yok olmak" demektir.
‎· Anlamlar Okyanusu: "Kainatın / Bir anlamı yok / Anlamlar okyanusu vardır" dizesi, Jean-Paul Sartre veya Albert Camusvari bir varoluşçu aydınlanmadır. Evren bize hazır bir anlam sunmaz; mana, o okyanusun dalgaları arasında "boğulmadan nasıl yaşanacağını kavramaktır."
‎
‎------------------------------
‎🌟 Sonuç: Elbiseler İçindeki Hakikat ve Teslimiyet
‎Şiirdeki en vurucu felsefi kırılma "Hakikat" ve "Çıplaklık" üzerine olandır. Sevda, tarafların birbirine çıplak kalması sanılır ama zihin o kadar çok sosyal kıyafetle doludur ki, öz aslında bir gardıroptan ibarettir; insan ne kadar soyunursa soyunsun üstüne yeni bir rol (kıyafet) seçer.
‎İşte tam bu noktada, Selim karakteri tüm bu "düşünür" gömleklerini yırtıp atar. Dünyanın bu sığ sirkini, bu zevk mezbahasını protesto etmenin tek yolunu bulmuştur: Saf, çocuksu ve teslimiyetçi bir aşk. Kendisini "ıslak, dağılmış bir peçete" gibi sunarak, tüm reçeteleri (mantığı) reddeder. Sevgi’yle karşısında durmak, tüm bu çürümüş düzene karşı yapılabilecek en devrimci, en felsefi eylemdir.
‎
‎İlk 50 Öpücük Manish
‎
‎( Google Arama Motoru AI'I) "
‎

Selim Bayrak
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 18:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!