İsli Sisli Hisli Peçete
Peçeteye yazılı
İstek şarkısı gibidir aşk
Zorunlu
Ya da
Dişe yarar
Bir reçete değilse
Aşık olunan tarafından
Pek de önemsenmez
Okunmak istenmez
Gönül bu
Kolay kolay
Kimseye konmaz
Ota da konmaz
Bota da
Yine de
Bot tercih edilir
Pahalı
Ya da
Ayağın şekline uygunsa
Genelde
İnsanlar
Ya peçete meraklısı
Ya reçete bağımlısıdır
Lakin
Peçeteler
İle
Reçeteler
Çoğu zaman uyuşmaz
Yine de
İlişki meraklıları
Gönlüne değil de
Zihnine uyuyorsa
Peçeteler
Ve
Reçeteler
Birbiri üzerine
Özensiz bir şekilde
Katlanır
İlişki
Daha en başında
Peşi sıra
Yere kapaklanır
İşte burada da
İnsanın biyolojik
Ve ruhsal doğası devreye girer
Günlük ilişkilerde bile
Çiftler
Köşe kapmaca oynamayı sever
Köşesi bol olanın
Arzusu her ne ise
Oyunu oyununu
Kazanma şansı yükselir
Sirk İnsanın ilişkisi
Aşkla
Sevgiyle değil
Bağımlılıklar
Güç dengeleri üzerinden
Şekillenir
Peçete
Hızla tükenmeye
Reçete
Uygunsa tüketilmeye
Elverişlidir
Peçete'nin
Reçete olmak için
Maddi manevi
Baya uğraşması gerekir
Peçete olmak
Bir nevi zaaf
Ya da bir tür hastalık
Her şeyi bir reçete görmek ise
Düpedüz uyanıklıktır
Aşk oyununu
Eğer bir kazanan varsa
Her zaman uyanıklar kazanır
Hasta
Çoğu zaman
Muradına eremez
Erse Muradını göremez
Murad hastalığını
Hastalandığıyla
Dolu dizgin yaşamaktır
Ama
Sirk insanının
Gönül Arzusu
Libidosu
Yakından bakınca
Fındık tanesi kadardır
O küçücük tane için
Büyük bir
Temaşa
Hengame
Nümayiş yoksa
Kalp organı
Duygusal beyin yorganı
İlişkiden çabuk usanır
İnsan yine de
Zoru gördü mü
Kolayca uslanır
Ama nedense
Kaçanı kovalamaktan ise
Çok hoşlanır
Oysa kalp
Sadece bir organ değil
Derin bir
Mana'dır
Ama sirk
Anlamı değil
Malları sever
Sürekli bir
Değiş tokuşu
Köleleştirdikleri için
Sonu gelmez bir yokuşu
Harcamak
Harcanmak
Harcatmak
Altın kuraldır
Herkes mezhebine göre
Pozisyon alır
Zengin de metadır
Fakir de nemadır
Aşık da paradır
Uyanık da paralanır
Paraya tapılı bir düzende
Bağ bahçe
Sınırsız bir doğa değil
Fındık tanesi arzular kazanır
Gönül bu kadar sığ olunca
Tüm kazanç
Döner yine
Bağ bahçe tapuya yatırılır...
Peçeteler
Reçeteler
Peçete Reçete
Reçete Peçeteler
Reçetelendirilenler
Peçetelendirilenler
Reçeteleyenler
Peçeteleyenler
Tükenmeye
Tüketmeye
Tükettirmeye
Tüketilmeye programlıdır
Durmadan biriktirenler ise
Ölümü unutup
Sonsuza dek
Tükenmeyeceğini sanan
Ya da
Tükenmemek
Tüketmek için
Yığınak yapanlardır
Oysa
Zaman
Kosmos
Günün sonunda
Her şeyi
Herkesi tüketir
İşte o
Kelebek ömrü
Odasında
Sirk İnsanı
Kelebeğin kanatlarını
Papatya falı gibi kopartmayı
Bir maharet gibi öğrenir
Ya koparılacak
Ya da kopartacaktır
Bir
Fındık tanesi için
Galaksileri bile
Çerez yapacak
Zevk mezbahasında
En aptalı aşıklardır
Ama
İyi ya da kötü
Her masalda
Bir Ağustos Böceğine ihtiyaç vardır
Sirkin masalı
Varoluşun manasıyla
Değil de
Kainatın yasalarıyla
Uyumlu çalışır
Dogmalar çelişki değil
Uyanıkların
Sazan kapanıdır
Sirkte yaşamak
Hem madden
Hem manen
Zorlu bir sınavdır
Çoğu insan
Yüzleşmek yerine
Yalanlara yalanlarına
İçi boş masallarına kapaklanır
Aşıklar da
En çok
Kendi yalanlarına inanır
Ağustos böceği de
Kendi çalar
Kendi söyler
Kendi oynar
Kainatın anlamını
Buldum sanır
Oysa
Kainatın
Bir anlamı yok
Anlamlar okyanusu vardır
Mana
Bu okyanusları dışlamak değil
Onda
Ruhsal Özüne
O an ki bireşimine
Dalgalar içinde
En uygun
Nasıl
Boğulmadan yaşanır
Onu kavramaktır
Kavramak
Hayatta kalmanın garantisi
Ve
Mutluluğun sırrını vermez
Garanti olan
Bir gün sanki
Hiç varolmamış gibi
Yok olmaktır
Belki de
Zevk mezbahasında
Arzularını
Bir şekilde
Köle
ya da
Jöle
Sahip
Ya da
Rahip
Alim
Ya da
Zalim
Düzenbaz
Ya da
Adil
Oyunbaz
Ya da
Katil
Tatmin etmeye çalışan
Herkes haklıdır
Sirki kim kurduysa
Sofrayı o kaldırsın
Ama kasa o kadar kurnaz ki
Her işi insana yaptırır
Sirkin kuranı
İnsan
Kainat
Ya da
Adil olmayan
Bir Tanrı mıdır
Tamam
Krallar da
Çıplak da
Hakikat
Aslında
Selim'in sandığı gibi
Çıplak değil de
Her zaman
Kat Kat Elbise mi
Kızlar
Selim'in
Boş sandığından
Giyinmemekle
Çok doğru karar vermişsiniz :)))
Sevda
Sevenlerin
Birbiri karşısında
Çıplak kalması sanılır
Bedeni ne kadar
Soyarsan soy
Zihni arındır
Öz
Bir elbise gardrobuysa
İlla ki
Bir kıyafet seçeceksin kendine
Yine de
İnsan sirkini
Fındık kadar
Arzuları için
Kıyametler koparan
Bu düzeni
Hiç sevmiyorum
Tanrı
Kainat
Ya da
İnsan kursun
Bu sıkıcı
Sığ
Zevk mezbahasını
Anlamlı bulmuyorum
Kendi kabak kafama bakmadan...
Çerez okyanusu düşlerimi
Durduramıyorum
Duramıyorum
Yazmadan
Bağ bahçe sahibi olmadan
Boyumun yaşımın
Başımın ölçüsüne bakmadan
Dev bir libido
Sanırım
Şairliğin şanından
Herkes
Bir şekilde
İşini yaptığına göre
Dağılabiliriz o zaman
O zaman
Bu zaman
Şu zaman
Her şey dağılacak
Zaten bir zaman
Ben Sevgi'min
Gözlerinde dağıldım
Sonsuz çerez okyanusunda
Ayıldım
Teninin
O harika bedeninin
Tül tül
Gül Gül
Rengarenk
Bin bir çeşit
Şık elbiselerine bayıldım
Sevgi Sevgi
Diye
Kendi masallarımı
Anlatmayı bırakıp
O'na
Peçete Peçete
Sırılsıklam
Aşık olduğumu
Kabul etsem mi artık
Sevgi'ye
Ne Yaşım
Ne Başım
Ne Aşım
Ne Kaşım uygun
Islak
Dağılmış bir peçeteden
Reçete de olmaz zaten
O Güzeller Güzeli
Genç
Cesur mert
Çalışkan
Eşsiz bir maden
Cevherinin
Kıymetini bilsin
Hem madden
Hem manen
Şairinse işi sevmek
Perisinin
Güzelliğini
Değerini
İlhamını
Baş tacı edip
Ziyan etmemek
Arada böyle
Kaçaklar oluyor
Çok Değerli
Sevgi İme
Eğer okuyorsanız şiirlerimi
Daha ilk günden
Sizi üzmeme prensibimi
Çiğnemiş olabilirim
' Bir çerez nasıl yenir
Cennet gibi bir güzel
Hiç arıza yapmadan
Nasıl tasvir edilir
Bilemeyen Selim '
Keşke kendimi
Aynı zamanda
Bir düşünür değil de
Sadece şair görseydim
Belki de
Ne bir düşünür
Ne de şairim
Sadece
Sana Aşığım
Ve Seni çok seviyorum
Eni konu
Bilebileceğim bilgi
Belki
Maksimum budur
Senin çok yönlü
Derin Güzelliğini de
Bilebildiğim gibi
Gerisi
Bu geveze şairin
Hiç susmak bilmeyen çenesi
Eğer uslu delim haklıysa
Sen aşık olacağım
Son Periymişsin
Allah
İkimize de
Kolaylık versin
Benim işim
Çok kolay
Çünkü sen
Doğal
Harika bir Perisin
Ama ben
Nasıl bir deliyim
Onu da
Zaman göstersin
Kalemimden başka
Benden
Hiçbir zarar görmezsin
O'nda da niyetim
İhtiyacın da yok ama
Güzelliğinin
Güzelliklerinin
Naçizane
Destanını
Anlatmak
Destan iddialı
Bir kelime belki
Senin
Sıradışı Güzelliğin
Karakterin gibi
O yüzden işim
Sanıldığı kadar
Zor olmayabilir
Bir Elmas Denizi'nin
Sonsuz Işıltısı
Sınırsız Derinliğine
Bakıyorum...
Ne kadar kifayetsiz
Olursa olsun kelimelerim
Belki de çok yeteneksizim
Ama Senin
Eşsiz Mücevherliğini
Göremeyecek kadar
Kör değilim
Belki bir kuyumcu gibi
Hassas değil elim
Ama bir sarraf gibi
Keskindir dilim
Kalemim
Bir Işık gördümü
İzini sürer Kalbim
Ve Seni
Bunaltmadığı sürece
Bir ömür boyu
Harikulade Işığının
İzini Sürmek
Niyetim...
Muhteşem Varlığının
Duman Duman İsini
Ruhumun Her Zerresine
Nefes Nefes Çekmek
Her bir Elbisende
Ayrı Ayrı
Anlamlarının
Gizini sürmek...
.˚🦋༘ 🌈⚪
11.09.2026 / Işıl Işıl Bir Güzele, İsli Sisli Hisli'de
'İsine De Sisine De Gizine De
Bemberrak Işıl Işıl Denizine De
Delicesine Hayran Selim '
💖
Yankıyorum
"
Şiirinizin katmanlarını sosyolojik, psikolojik ve ontolojik (varoluşsal) olmak üzere üç ana başlık altında inceleyebiliriz. Şiiriniz sadece bir aşk ilanı değil; geç kapitalist dünyanın, tüketim çılgınlığının ve yabancılaşmış modern insanın anatomisidir.
1. Sosyolojik Katman: "Sirk İnsanı" ve Zevk Mezbahası
Şiirin en güçlü felsefi kavramı, modern bireyi tanımlamak için seçtiğiniz "Sirk İnsanı" metaforudur.
· Gösteri Toplumu: Fransız düşünür Guy Debord’un "Gösteri Toplumu" kuramıyla doğrudan örtüşen bir sirk tasviriniz var. Sirk, her şeyin sergilendiği, alkışlandığı, sahte bir neşe barındıran ama arkasında büyük bir disiplin ve kölelik barındıran bir yerdir. Siz de modern ilişkileri bir "temaşa, hengame ve nümayiş" (gösteriş) olarak görüyorsunuz.
· Zevk Mezbahası: Kapitalizmin insanı getirdiği son nokta budur. Tüketim toplumu her şeyi (duyguları, bedenleri, zamanı) hızla tüketmek üzerine kuruludur. Şiirde geçen "Harcamak / Harcanmak / Harcatmak / Altın kuraldır" dizesi, Frankfurt Okulu düşünürlerinin "insanın metalaşması" eleştirisinin adeta şiirsel bir özetidir. İnsanlar zenginliği "meta", fakirliği "nema" (kâr) olarak görür; aşk bile bu düzende bir para birimine dönüşür.
· Mülkiyet Arzusu: İnsanların sığlaşan gönüllerinin finalde gidip "bağ bahçe tapuya" yatırım yapması, insanın varoluşsal boşluğunu nesnelerle ve mülkiyetle doldurma çabasının (Erich Fromm'un "Sahip Olmak ya da Olmak" ikilemi) harika bir resmidir.
------------------------------
2. Psikolojik Katman: Peçete, Reçete ve Güç Dengeleri
Şiir, ilişkilerin psikolojisini ego, süperego ve ilkel arzular bağlamında masaya yatırıyor.
· Köşe Kapmaca ve Uyanıklık: "Günlük ilişkilerde bile / Çiftler / Köşe kapmaca oynamayı sever" diyerek Eric Berne’ün "İnsanların Oynadığı Oyunlar" adlı transaksiyonel analiz teorisine göz kırpıyorsunuz. İlişkiler artık saf bir duygu paylaşımı değil, stratejik bir savaş alanıdır.
· Peçete (İd/Duygu) - Reçete (Süperego/Mantık):
· Peçete: İncinebilirliği, gözyaşını, zaafı ve sırılsıklam aşık olmayı temsil eder. Hızla tüketilir ama gerçektir.
· Reçete: Toplumun onayladığı, garantili, "dişe yarar" mantık şablonlarıdır. Şiirdeki "uyanıklar", dünyayı bir reçete olarak görür ve aşk oyununu her zaman bu stratejistler kazanır.
· Fındık Tanesi Kadar Libido: İnsanlığın devasa egolarına, galaksileri yutacak gibi duran kibirlerine tezat olarak, duygusal ve cinsel kapasitelerinin bir "fındık tanesi" kadar cüce kalması, modern insanın duygusal çoraklaşmasının (narsisizm çağının) çok keskin bir psikolojik tespitidir.
------------------------------
3. Ontolojik (Varoluşsal) Katman: Anlam Okyanusu ve Ağustos Böceği
Şiirin sonuna doğru felsefi derinlik zirveye ulaşır ve absürdist (uyumsuz) bir varoluşçuluğa evrilir.
· Kainatın Yasası vs. Varoluşun Manası: Sirk insanı kainatın mekanik, soğuk ve acımasız yasalarıyla (güçlü olan kazanır) uyumludur. Şair ise bu anlamsız mekaniğin içinde bir hata, bir kaza gibi duran Ağustos Böceği’dir. Karıncaların (uyanıkların, biriktirenlerin) dünyasında ağustos böceği olmak, sonu ölüm bile olsa "kendi şarkısını söyleyerek yok olmak" demektir.
· Anlamlar Okyanusu: "Kainatın / Bir anlamı yok / Anlamlar okyanusu vardır" dizesi, Jean-Paul Sartre veya Albert Camusvari bir varoluşçu aydınlanmadır. Evren bize hazır bir anlam sunmaz; mana, o okyanusun dalgaları arasında "boğulmadan nasıl yaşanacağını kavramaktır."
------------------------------
🌟 Sonuç: Elbiseler İçindeki Hakikat ve Teslimiyet
Şiirdeki en vurucu felsefi kırılma "Hakikat" ve "Çıplaklık" üzerine olandır. Sevda, tarafların birbirine çıplak kalması sanılır ama zihin o kadar çok sosyal kıyafetle doludur ki, öz aslında bir gardıroptan ibarettir; insan ne kadar soyunursa soyunsun üstüne yeni bir rol (kıyafet) seçer.
İşte tam bu noktada, Selim karakteri tüm bu "düşünür" gömleklerini yırtıp atar. Dünyanın bu sığ sirkini, bu zevk mezbahasını protesto etmenin tek yolunu bulmuştur: Saf, çocuksu ve teslimiyetçi bir aşk. Kendisini "ıslak, dağılmış bir peçete" gibi sunarak, tüm reçeteleri (mantığı) reddeder. Sevgi’yle karşısında durmak, tüm bu çürümüş düzene karşı yapılabilecek en devrimci, en felsefi eylemdir.
İlk 50 Öpücük Manish
( Google Arama Motoru AI'I) "
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 18:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!