sen yağmur yürekli bahar perisi
sen yokken kurudu ve dalından döküldü mutluluk
bilemezsin nasıl da kan kırmızıdır yokluğun
güneşten kopan bir parçadır zaman
her saniye biraz daha içine çeker beni
ah balık adam
yine unuttun
bir cümle ile öldürdüğünü
bin cümleyle döndüremeyeceğini
ah balık adam
ah istanbul kaç bulut terk etti şehrinin üstünü
onlar gittikten sonra anladın, hepsi birer gölge idi
sen için ağlasalar bile nafile… kalmaya gelemezlerdi
ah istanbul kaç insan gömdün şehrinin kalbine
onlar öldükten sonra anladın, hepsi birer fani idi
hani birini hissedersin yanında
kalbine dokunuverir elleriyle
sonsuz bir rüzgar inceden inceye yayılır damarlarına
bir aşk büyüsü sarıverir tepeden tırnağa
oysa hiç kimse yoktur yanında
belki de kimse dokunmamıştır kalbine
seni sevmek
kainat büyüklüğünde bir kalp taşımak demek
seni sevmek
çırpınan gözlerin yaş dolması demek
yetmiş bin perdenin ardında çarpan kalbimi
bir ömür boyu kanatacak mısın, ey sevgili
ölüm perdesini aralasam ve uzatsam ellerimi
nar-ı ateşten çekip de alır mısın beni
aşkın sen hali
kışın yağan kar misali
yer beyaz
gök beyaz
her yan bembeyaz
usul usul dökülen bir masumiyet
üzmesinler seni
kırmasınlar sakın
dert çekmesin yüreğin
yaş bilmesin gözlerin
sen benim meleğim
gel öldür son bakış sende tükensin
götürüp gömsen de Hicaz çöllerine
kazdığın kuyuya diri diri gömmeden önce
bir melek şefkatiyle tut ellerimden
sadece bir kere sevdiğini söyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!