Taarruz sonrası dağılan ordular gibi sersefil ve darmadağınım…
Uğruna uygulansa da ruhuma müsle
Vazgeçmek ateşi yanmaz gönül burçlarımda
İzhır otu toplamak şart konulsa da vuslatın pahasına
Varmaz yek damla lisanım şekvaya
Vakit firaktan öte sevda
Hasret ebabilleri gül dökümünde aşk veryansınımda
Ey sabrıma neşe, sızımda elem..!
Zehirlendi aşk bende ki sen ile...
Annesinden korkup annesine sığınan çocuklar gibi serptim seni göz pınarlarımdan…
Farazi geçitler sonrası örüldü gönlüm gönlünün uyaklarına
Masuniyetine irtica etti masuniyetim
Ey ismi dökülünce lisanımdan..!
Kalbim kenarlarına zehir ve hüzün peydahlayan
Sensiz ateş hattında değil ateşin kendisi yüreğim…
Gönlüm patikalarını süsledim ahu bakışların için rengârenk baharlardan…
Gündüz nurundan ziyade geceyi giyinmek gibiydi sevdan
Kokladıkça matemini soyunda kokusundan menekşeler
Gurbetliğinde sancılandı damağımda irin merasimleri
Hasretin çöreklenince bağrıma
Yuvasından sıyrıldı kalbim
Ey kabuk bağlamak nedir bilmez yürek yaram..!
Lütfet et bir kez tebessümünü zemheri yaralarıma…
Vaadi gerçek olan şahittir
Muallak hisler girdabında tutuldum ay gibi gün yanına..
Arsız bir tutku değil bu bende ki
Varlık ile yokluğu birbirine karan canhıraş bir ar’af
Her lahza kalbimde yankılanıyor sevdan
Göğsümden yıldızları bir bir söken nurdur siman
Ey Lisanı lâl eden kara sevdam..!
Sensiz hazan yelleri aldı gözlerimden süruru
Buhranım da söndü mumlar hilal yanına
Lütfet varlığını varlığıma ve sığdır tüm artık avazlarımı yek sükûtuna…
20241031
0813
Eridi içimin demirden dağları
Kayıt Tarihi : 31.10.2024 10:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!