17 yaşında okuma yazmayı öğrendiğinden beridir şiir seslendirip yazıyor, yazdıkları üç dergide yayımlandı. Türkiye şiir seslendirme ikincisi.
Betimi şeytan, inadın.
Adımlarım faleze gider de,
Senin evinin damarlarından geçmez.
Bir yudum zehir, dudaklarım.
Sözlerini savurur da,
Öpemez dudaklarını.
Yalnızlığı demleyen gökyüzünde,
Buharlar yeryüzüne bir ateş,
Soğuk tenine, bir damla yaş.
Benden süzülemeyen,
ve
Göğün koynundaki ufak
Bize zirve diye sunulan nokta,
İki üç fahişenin yeraltısı.
Alnının teri ekmeğinin tuzu olan,
Yaşlı adam, ölüm gününü,
Doğum günü sanıyor.
Eski Adresler Şehri
Eski bir adres damarların,
Gizli bir sokak, kalbine ulaşan yollar.
Caddelerinde alkolün izleri,
Geceye bir mektup, kalemimden
Ay ile aldatmasaydın yüreğimi
Zamanın dudaklarından dökülen mısralar
Seni karanlığında yalnız bırakmayacaktı
Sol göğsüm seni taşıyordu
Sağ elim sana şiirler yazıyordu
Ruhumla uzaklaşıyoruz,
İki farklı karanlığa doğru,
Bedenim batıyor gölün göğsüne,
Ruhum yükseliyor göğün üstüne.
Durgun su öfkesiyle gömülen,
Ben kendimi öldüren bir katilim,
Cinayet silahım, kasvetli mısralarım,
Olay mahallim, kederli defterim.
Ruhumdan süzülen kandı mürekkebim.
Kimsesiz ellerimde umuttu şiirlerim,
Tanrım!
Kafes mi benim, ben mi kafesteyim?
Nedir bu özgürlük yakarışı?
Parmaklarım demirlere yapışmış,
Ellerim mi sıcak, demir mi soğuk?
Tanrım, kim plakta takılı kim haklı?
Ben insanların hayatıma diktiği,
Hayaller kulesinin en tepesinden,
Aşağıdaki mezarlığa atladım.
Birkaç ceset daha vardı,
Ve hepsi aynıydı,
Hepsi bir ayna kadar derindi,
Mısralarım içimde tükenmiş,
Sana ulaşamayan sessiz bir mektup.
Gözlerimden akamayan yaşlardan,
Sözcükler ağlar her gece dudaklarımda,
Doldursun diye hüznün kadehini.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!