bir kibrit ateşiyle ürperecek nice isyanlar gördüm
istırap uçurumlarına yuvarlanmış nar ile yeksanlar gördüm
gözlerinden kıvılcımlar çıkan mahşeri izdihamlar gördüm
defalarca azapla irkilen başı göğe ermiş nice sultanlar gördüm
baştan ayağa şuursuzluğa gark olmuş beyhude vicdanlar gördüm
öyle değil midir gerçekten
üstelik sadece yapraklar mı uçar sonbaharda
şehirlerde uçup gider o koca cüsseleriyle
yalçın dağlarda
ıssız çöller
denizlerde
ilk harfinden tanırım yalnızlığı
ilk nefesinden fark ederim kim olduğunu
keyifsiz bir ortamda akşam yemeği yeriz önce
sonra gecesi başlar menzilli ötelere doğru
sevişiriz gecenin bir arka sokağında gizlice
dün bir rüya
yarınsa bir evham
her yarın bir umudun hayali
saatler kısa
ve yol uzun
Göklerden inen yağmuru kesme bana,
Toprağımı çorak, kurak bırakma.
Tohumumu rüzgâra savurma,
Bereketi tarlamdan çekip alma,
Ümidi mi çaresizliğe bırakma.
ülkelerin bir sınırı yoktur yüreklerde
gökten bombalar yağarken
namlular kan kusarken köşe başlarından
yine vurulan ilk ben olurum
annemin bile öpmeye kıyamadığı yerden
oku…
O’nun ismiyle
O’ Rabbin ki
O’ halk etti
O’ yarattı
içimde tüm organlar benzine bulanmış,
bir tek kibritle tutuşturulmuş gibi
buharlaşıyorum nefes nefes
duman duman karışıyorum atmosfere
bütün aşklarla savaş halindeyim
umut adına...
şimdi gecelerimiz en ince yerinden bölünmede
şehirler bir denize doğru akmakta
bereketli baharlar adına
bu gece
unutuluşun içine yuvarlanıyorum
bir adın kaldı bende yadigar
bir de ucu yanık mektuplar
bu sıralar
aklım nasıl tarumar bir bilsen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!