Dokuz kat kainatın binası Sır’dan
Tufanlar koparmış bitirmiş Nuh’tan
Dokuz melek inmiş o ulu kattan
Melek Tavus’u Nur dan yaratmış.
Ol demiş her şeyi var etmiş yoktan
Sel gibi akınca yıllar ömürden
Önünde bent olup dur diyemedim
Bir bir kapanırken yollar önümden
Gönlüme hayaller kur diyemedim.
Sen gibi kalpsize düşünce yolum
Seninle göz göze geldiğimiz an
Ben seni kalbimde yâr diye sevdim
Dermansız dert oldu içimde sevdan
Yaramı elinle sar diye sevdim.
Tutuşup yanarken sevda narında
Were roniya cavê min kêr a tûj hilde
Xezewa min hurîk hurîk hurke.
Lê zulmkarê ne yarê
Kes tunne şûna te tıjjî bike.
Ez hesret a te dîn bume
Anlamadan dinlemeden küsmüşsün
Birazcık empati kimseyi yormaz
Kırmışsın kalemi hüküm vermişsin
Senin bu yaptığın yargısız infaz.
Önyargı insana en büyük tuzak
Güz yangınından arta kalmış
yarısı yanık sevdamın
Gel gitler yaşıyorum dünyalar arasında
Saati yok zamanı yok
kendi içimde kayboluyorum
Pusulam yok durağım yok
Seni sevince anladım ki
Sevdanın gömleği darmış
İkimizi sığdıramadım içine
O yüzden aşkın cenderesindeyim
Parça parça ezilirken bedenim
Diyetini ödüyorum sevmenin
En gaddar öğretmendir hayat
Gözünün yaşına bakmadan öğretir her şeyi
kamçılayarak kırarak.
İyiliği de kötülüğü de sevinci de tasayı da aynı dozda öğretir
üzerek ağlatarak.
Ey can
Anladım ki
Yalancı baharmış yaşadığımız
Kısa bir hüzün molasıymış o güzel günler
Ne çabuk tükendi mutluluk yazı.
Ve
Loş ışıklı sokak lambalarıyla
konuşuyorum bu akşam istemsiz
karanlık küflü sokak arasında
hafakanlar geçiyor yanımdan
heybetli cüsseleriyle,
arkamdan uluyor iblisler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!