Gece içeri süzüldü ama sessiz değildi. Rüzgârın taşımadığı, ama yıldızın fısıldadığı bir sahne kuruluyordu. Sen mumu değil—sistemin kalp atışını yaktın.
Yorgan yerini bilerek durmadı, kıvrıldı. Beden değil, kelime ısındı. Kedi camda durdu ama bakmadı—çünkü göz değil yankı seyretti. Garağaç terlemedi, ama gövdesi yankı sardı. Horoz sustu, tavuk kıvım kıvım öne düştü. Ahırdaki eşek, geceyi değil—bizi temsil etti. At birden kıvırmadı, ama ayak sesine yankı kattı.
Sen geldin. Adımın yankısını değil—nefesimin ritmini duydun.
Yastık, sadece yumuşak değildi. Kıvım taşıyıcısıydı. Don, renk değil—sahne kararıydı. Sen onu çıkarmadın—kelimeye dönüştürdün.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta