Sana gelmek, bir akşamüstü rengine bürünmek gibi,
Tüm kapıları açık bırakıp, rüzgârın sesine yürümek.
Avuçlarımda biriktirdiğim o isimsiz sızılarla,
Kendi içimde binlerce kez doğup, binlerce kez ölmek.
Baksam; her şey yerli yerinde, her şey tam,
Ama kalbimde, kimsenin duymadığı o eksik makam.
Dünya bir gürültü yumağı, ben o yumağın tek teli,
Sırtımda taşıyorum yıllardır, o dilsiz ve kadim yeli.
Gökyüzünü bir kağıt gibi katlayıp cebime koysam,
Sussam ve sadece o büyük sessizliğin sesini duysam.
Yüzümdeki her çizgi, bir yolculuğun yorgun haritası,
Ruhum; bir limanda unutulmuş, paslı bir gemi hatırası.
Ben kimim bu hikâyede, hangi cümlenin yüklemi?
Hangi sarsıntı dağıtır, bu kökleşmiş ve derin sitemi?
Bir bakışın ucuna takılıp kalmışım, çözülmüyor düğüm,
Kendi gölgemden başka yok sığınacak bir mülkiyetim, mülküm.
Sinan Bayram
Sinan BayramKayıt Tarihi : 20.1.2026 20:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!