İçimde teli kopmuş eski bir gitar var sanki,Hangi parmağın değse, sesi sadece yarım kalmış bir hıçkırık.Bu bir bitiş değil, yavaş yavaş ufalanma hâli.Hani kirecin taşı kemirmesi, tozun rafları boğması gibi bir şey.Eski bir evin camında unutulmuş o son ışık sızmasıyım,Toz zerrecikleriyle savrulan, dönüp bakılmayan bir gölge.
Durmak diyorum, göğsümün tam ortasında büyüyen o dilsiz boşluk.Genişledikçe beni benden eksilten, nefesimi daraltan bir sessizlik.Gözlerimde batan gemilerin o eski gürültüsü yok artık.Sadece çarşaf gibi bir denizin insanı ürküten durgunluğu var.Zihnim, kapağı açık unutulmuş bir defter sayfası.Üzerine ne yazılsa uçup gidiyor, geriye sadece kâğıdın buz gibi beyazlığı kalıyor.
Vakit, parmaklarımın arasından akıp giden ince bir kum saati.Aktıkça hafifleyen, hafifledikçe dünyayı unutan bir boşluk.İçimde büyük savaşlar değil, bir kar tanesinin sessizce eriyişi var.Her şeyin bittiği o geniş düzlüklerde,Rüzgâr bile unuttu artık hangi yöne eseceğini.
Düşlerimde donmuş o keskin sessizlik.Bir kilidin içinde unutulmuş, kapısıyla barışmış bir anahtar gibiyim.Yalnızlık dediğin, dışarıdan gelen bir soğuk değil artık.Kendi içindeki o sönük lambanın ışığa ihtiyaç duymayışı.Yavaşlıyorum, çünkü her saniye bir öncekine sessizce ekleniyor.Her nefes, bu boşluğa eklenen isimsiz bir nokta.
evlenerek hayatımı mahvettim'demiş
William Saroyan.
hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
her zaman vardır,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta