Bir ilkokul öğretmeninin oğlu. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi (1943) . Sivas (1943) ve Burdur’ da (1946-50 ve 1955) , Lefke, Lefkoşe, Magosa Türk liseleriyle (1950- 54) . İzmir Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı.
İlk şiiri Serveti fünun-Uyanış dergisinde çıkan (1937) Burdurlu, özellikle halk şiiri geleneğinden yararlanarak (Ülkü dergisi, 1941-45) ve yaşadığı çevrelerden izlenimler taşıyan şiirleriyle tanındı. Garip‘i izleyen, bu akımın olanaklarını bir hece duyarlığıyla uzlaştırmaya çalışan şiirlerinin yanı sıra ders kitapları da yazdı.
Eserleri
Şiir
Toprak İnsanları (1945)
Toprağın İçindeki Toprak (1946)
Burdur’daki Mahallemiz (1947)
Keloğlan (1949)
Basık Tavan (1950)
Bir Köyden Bir İnsan (1951)
Lefkoşe (1953)
Minnacık Ada (1954)
Günaydın Yavru Kıbrıs (1959)
Atatürk’üm (1959)
Sev Beni (1966)
Açmıyor mu Kıbrısımın Gülleri (1968)
İzmir’in Mor Atları (1976)
Antoloji
Şiirimizde Öğretmen (1965)
Öğretmen Şairler Antolojisi (1966)
Atatürk Şiirleri Antolojisi (1967)
Masal-Öğretici Kitaplar
Ömürsün Nasrettin Hoca’m (1965)
Pamuk Bacı (1965)
Köroğlu Destanı (1965)
Günaydın Anneciğim (1966)
Keloğlan Masalları (1966)
Ülkemin Efsaneleri (1966)
Leylek Dadı (1967)
Altın Perçem, Sırma Saç (1967)
Üç Destan (Köroğlu, Karacaoğlan, Oğuz, 1969)
Kendi Bir Karış, Sakalı Üç Karış (1972)
İnceleme
Romanlarıyla Reşat Nuri (1971)
Dilbilgisi Açısından Yapıtlarımız (1974)
Reşat Nuri Güntekin (1977)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!