Karanlık gecemin güneşi güzel sultanım,
Hayatıma hayat veren damarımdaki kanım,
Başımın tacı sevgi pınarım hayat arkadaşım
Nar tanem gül tanem canım sevdiğim eşim.
Sırdaşım arkadaşım can yoldaşım meleğim,
Yıllar önce öğrenciyken seni gördüm âşık oldum,
Öyle bir sevdim ki kaybedersem ölürüm diyordum,
Seninle karşılaştığımda sevincimden uçuyordum
Öyle bir tutulmuştum ki sana adeta tapıyordum.
O zamanlar not almıştım bende telefonun vardı,
Bir gün olsun gülmediysem,
Gönlümce eğlenmediysem,
Sevdiğimi görmediysem
Buna hayat denilir mi?
Doğduğumdan efkârlı isem,
Susadım su içemedim,
Acıktım aş yiyemedim,
Hiç kendime gelemedim
Hayat yendi yenemedim.
Hep ağladım gülemedim,
Benim hayalim vardı gençliğimi yaşayacaktım,
Arkadaşım olacaktı onunla gezip tozacaktım,
Bir sırdaşım olacaktı sırlarımı paylaşacaktım
Ama olmadı kurduğum tüm hayaller boş çıktı.
Saçlarım uzayacaktı kurdele bağlayacaktım,
Hani bu gün kar yağacaktı,
Bütün yollar kapanacaktı,
Yani hayat felç olacaktı
Ama şimdi güneş çıkmış.
Araçlar evde bırakılmıştı,
Adım Şair İbrahim,
Elektrik mesleğim,
Elektronik hevesim
Hamide benim eşim.
Şarkta doğdum doğuluyum,
Ay mayıs gün yirmi sene yetmiş iki,
Şair İbrahim Akbaş dünyaya geldi,
Sene doksan üç ay ocak gün yedi
İbrahim Akbaş Hamide ile evlendi.
Başlangıçta engeller çıktı aşıldı bitti,
Doksan üç aralık on beş,
Doğdu Özlem doğdu güneş,
On dört şubat doksan beş
Öldü Özlem battı güneş.
Altı Mayıs doksan beş,
Acar Köyde bir düğün var,
Düğün de Hamide oynar,
İbo çekilmiş kenara
Düşünür düşünür ağlar.
Düğün köylünün düğünü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!