Hüseyin Şakar Şiirleri

10

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

1994 Viranşehir doğumluyum. Ailem çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyor. Kalabalık bir aile yapısına sahibiz. 10 kardeşiz, 3’ü benden büyük. İlk okul ve liseyi viranşehirde okudum. Tunceli Üniversitesi hemşirelik bölümünü kazandım ve asıl hayatım ondan sonra başladı diyebilirim. Üniversite hayatım boyunca komilik kuryelik gibi işlerde çalıştım. 2016 da mezun oldum ve bir rehabilitasyon merkezinde çalışmaya başladım. İşimi çok seviyordum bu yerde çalışmaya başladıktan sonra daha çok sevmeye başladım. Sanırım kısa bir süre sonra hiç istemesem de a ...

Hüseyin Şakar

Bana yalanlar söyle
Beni sevdiğine dair
Akşamüstü, benden bahset
Yanında öylece duran dostlarına

Güneş batmaya yakın

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

Ben bir elma yedim;
dilimde yara oldu konuşamadım
bir bardak su içtim;
bardak cam kırıklarıyla doldu
Ben bir sokaktan geçtim;
bir başka sokaktan daha

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

Hani bir şiir vardı ya
Mısralarını gözlerinin oluşturduğu
Dizeleri tel tel olup
Dökülmüştü saçlarından

Hani bir şiir vardı ya

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

Ben seni bir Ağustos gecesinin ayazında sevdim
Ateş böceğinin son parıltısında
Boynumdan aşağı yanmakta, ay ışığında
Ellerin yitip gitmekte ömrüm...
Ben seni esaret ve özgürlük arasındaki ince çizgide sevdim
Havalandıktan beş kanat sonra, kanadından vurulmuş

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

ikimiz birden sevinmesek ne çıkar!
göğe bakmasak...
ne çıkar!

ikimiz birden kapatsak gözlerimizi
ansızın, göz göze geliriz belki

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

terkedilmiş bir kulübeyim ben;

deniz kenarında,

en işlek caddelerin birinde,

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

Bana biraz zaman ver
Ortalık dağınık biraz
Kelimelerin her biri bir yerde
Yatağımla duvar arasına düşmüş olabilir bir kısmı
Bir kısmı yastığımın altında olmalı
Bir hayli kalabalık orası

Devamını Oku
Hüseyin Şakar

Sıradan bir gündü
çok fazla sıradan
Güneş açmış gün, aydınlanmıştı artık
Günaydınlaşmıştı bütün samimiyetsiz bütün sıradan yüzler
dışarda şehrin gürültüsü; bazı horoz sesleri çok çok uzaktan geliyordu. Öylesine uzak ki bazen duyulmuyordu bile şehrin kalabalığında,
Bir yerlere yetişme telaşı ile avazı çıktığı kadar çalan korna seslerinin arasında anlamını yitiriyordu her şey

Devamını Oku