Bugün de insanlar inmiş pazara
Kurulmuş tezgahlar dizili çeşit
Ömür harcanıyor yolu mezara
Veda zamanında soruldu şahit
Bırakmış tezgahı kalmış yarıda
Dünyanın çilesi bitmez ki gardaş
Burada akıllı perişan deli perişan
Dış görünüş bazen aldatır durur
Bak bir hele ileri perişan geri perişan
Gece kararınca başlıyor kabus
Bekliyom sabah olmuyor oğul
Dört duvar içinde burası mapus
Günlerim bir türlü dolmuyor oğul
Saflar belli olsun dedik teklif sunuldu
Urba sahte çıktı ten sahte çıktı
Bizden bildiğimiz meğer değilmiş
İhtikati ilimi acayip gen sahte çıktı
Tanırız dedik ya düşmanı dostu
Bu ne sevgi hasretle bakıyorsun
Sevgilinin peşinde su gibi akıyorsun
Sen öyle ki bakışla aşığı yakıyorsun
Bugün de akşam oldu vay sarı çiçek
Gözlerini sevdiğinin gözünden
Doğumun bir sevinç büyümen sevinç
Sürünerek hele yürümen sevinç
Okşayıp saçını gülüşün sevinç
Gönlümün sultanı sen canım kızım
Ağlasam üzülür o mahsun yüzün
Ömür denen kısa zaman alemi
Yollarına sere sere tükettim
Kâtipin vazgeçilmez kalemi
Sırlarına sere sere tükettim
Hazret-i Adem’den bu yana geldik
Gözlerinden yaşlar akar
Boynu bükük bak sevdiğim
Akşam olmuş yola bakar
Gün ağarmış kalk sevdiğim
İçi yanar gördüm sızı
Bozulmaz sandığın oyunun içindesin
Hakikaten koptun şeytanın dilindesin
Aslında hayatın en kötü yerindesin
Kandırma sen kendini halin ahvalin belli
Dünya fani değil mi kimler kaldı ebedi?
Kışın garip kalır bakar yollara
Sitem yükünü saklar yıllara
Bülbülleri garip garip dallara
İç çekip bakıyor yola köyümüz
Ne çiftçi kaldı ne tapan koşan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!