Hüseyin Oral Şiirleri

8

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Hüseyin Oral



Günler günlere geceler gecelere taşıdı bizi yılar boyunca içimize attık çektiklerimizi
Aglamak gülmek istedik kurmak istedik hayellerimizi düsündük sanki hiç bitmeyecek gibi acı acı çìkarken merdivenleri bitişin acısı kaplayı verdi benligimizi...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Her şey yavaş yavaş gelir. beynin en ücra köşesinde bile sana ait olan herşey belleğimde her gün tekrarlanır. Bazen yaşanılan hiç bir şeyi unutmak istemeyiz, yaşanılan bütün anıları daha canlı ve hissedilir kılmak için uzun karanlık gecenin en ücra köşesinde herkesten sıyrılıp anılarımızla başbaşa kalırız. bugün seninle daha önce hiç gitmediğimiz ve kalabalık arasında seni kaybetmekten korktuğum bir yerdeyiz kırmızı bir tranvaydan indik herzaman ki gibi yolun sağ tarafında yürüyoruz, ellerin çok soğuk sözüyle başladı konuşmamız ve elerimi sıkıca tutmanla devam etti yürümemiz. büyük çınarların altında ilk defa buluşuyorduk beyaz bir tişörtün üzerine en sevdiğim mor parkanı giymiştin. bugün sana aşık olduğum gün de diyebiliriz ilk defa o gün iç sesimle tartışırken senin vazgeçilmez olduğunu ilan etmiştim. ve ilk defa o gün seni kaybetmekten korktum bir insan en vazgeçilmezlerin arasına girdiği zaman artık yeni bir korkunuz daha var demektir. ve bizler korkularımızı yaşamaya mecburuz şuan seninle yaralanmış veya parçalanmış bir av misali acıyı yavaş yavaş hissediyoruz fakat ayrılırsak biliyorum çok daha kötüsü yüreğimize saplanan pençeler derin izler bırakacak belki buna dayanamıyacaz ve her zaman dua edip senin gülümsemeni hayal ediyorum sesin kulaklarımda yer ediniyo herzaman belkilerin üzerine kuruyorum hayallerimi eğer vazgeçebilseydim ilk nefesini soluduğumda çok daha kolay olacaktı ama o gün bile dayanamadım bana her an iyi gelen ve hayatımda en güzel anıları yaşatan ve onca umutsuz hayalin içinden filizlenip çıkan en güzel şarkıydın ve ben nankör değildim her gün senin bana verdiğin mutluluk için allaha şükrediyordum nerede yanlış yaptım bilmiyorum onca ay kalbimin tam orta yerinde herşeyimle bana hüküm süren mutluluğum bugün acı çekiyor ve ben ona vaad ettiğim mutluluğu sunamadım koca bir hayata korkusuzca büyük bir hevesle söz verirken bugün acınası bir haldeyim bana en çok ihtiyaç duyduğu anda onun çok uzağındayım bazen küçük kanatlarım vardı okadar hür uçamazdım diyordum ama sonradan sana tutunarak bütün güzelliklere vardığımı hatırlıyorum çok güçsüzdüm ve hep sen beni ayakta tuttun ve sen yorulduğunda biz bir daha o güzeliklere varamadık çünkü ben hiç senin kadar güçlü olamadım ve içimi en çok acıtan şey ise bana bunca güzelliği yaşatırken benim bugün yanında olamamam bazen insanların tek umudu artık inançlarıdır ve biz onları bile tükettik gökyüzü ardı ardına karanlığa boyanırken doğan güneşin yüzümüzdeki tebesümü ısıtmasını bekledik ve şuan yine göz altlarımız hep olduğu gibi ıslak, sana karşı duyduğum acı kızgın bir demirin otuz kat fazlasınının avuç içimde soğutulması gibidir. koca günlerin özlemi yapışıp kalıyo üzerimzide ve aylar sonra buluştuğumuzda bedenlerimizde can buluyor filizlenip ıslak bir öpücük kadar masum bir meyve olup bitiyorlar. bugün seninle yaşadığımız ikinci baharın ilk günü, esen her rüzgar senin kokunu dağıtıyo etrafa ve bir an yanımda bitiyorsun bir efsun olmalı, ahh senden başka herşeye karşıyım.

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Gece saat on iki her şeyi bir bir uğurladım.
ve yine karanlıkla başbaşayız derken.. Aşina olduğum ses fısıldadı kulaklarıma bak bu gece de bir ben kaldım sende..

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Herzaman başını yastığa koyunca binlerce soru yerine sadece tek bir soru ve binlerce kez sorulur. Neden cümlesi bir fiilden öte sitemi en çok ta haksız yere yaşatılan acıları soruyordu ama bir insan günde yüzbin soruya cevap verebiliyorken tek soruya cevapsız kalır. Saatlerce cevap aranır ama binlerce düşünce tamamlamıyo tek sorunun karşılığını, evet bazende kaçmak yada beynindeki sesi susturmak istersin ama neyi susturup kimden kaçacaksın. bak bu gecede anlamsızca akılıma gelenleri yazıyorum sitemden öte avuçların içi yanmış bir çocuğun yüz ifadesini taşıyorum, kırgınlıklarım gelir aklıma ama gurur ileti herzaman bir adım öndedir doğrusunu söylenmek gerekirse senden sonra herkesten nefret ediyorum, başkalarınında sana aşık olduğunu duyunca aşktanda nefret eder olmuştum ...
Tam sekiz ay geçti hala neden sorusuna cevap arıyorum önce yüzümde anlamsızca beliren bir sırıtma sonrasında gidişin ve yüzümde beli belirsiz bir acı artık yoruldum doğrusunu istersen. Neden her merhabayla başlayan konuşmanın sonu elvedayla biter ki neden her tutulan el terledikten sonra bırakılmak isterki duy sesimi avuç içi terini dahi özledim. Bir elveda bile diyemedim öyle sesizce gitinki hala o soruya cevap bulamadım. Onlarca defa karanlıkları hiçe sayıp seni aradım geçtiğimiz her yol her köşe oturduğumuz her bank senin kokunu taşıyordu istemsizce seni arıyordu gözlerim elerim dağılan saçlarını toplamak istiyordu. Ama yoktun işte .... Soğuk değilmi sevgili uyuduğun toprak önce çocukça ağlardım uyandıramayınca seni kaçıp gidiyordum ama geçtiğim yolarda bazen gölgene rastlardım ardın sıra seni takip ederdim hiç bilmediğim yerdeydim ama hala sendeydim özledim sevgili özledim işte sadece özledim seni ....
Endofrin denilen bir hormon var insan vucudunda acıları azaltan ama bende kırgınlıklardan öte gözlerimde sustuğum çok şey vardı. O hormonları işlevsiz kılan her gece uzun düşüncerimden sonra kendimi yine senin yanında hemen yanı başında bulmamdı ama yoruldum artık sevgili gözlerin eskisi gibi bana bakmıyor biraz solgun biraz da ümidini yitirmiş gibi, hadi ne olur birazcık ta olsa tebesüm etsen sevgili... Biliyorum artık uyandıramam seni ama bir yandanda bırakıp gidemem, hafif kar seyreliyordu ben kan ve ter içindeyken senin vücudun buz kesmişti bir avuç toprakla kolarını örtüm avuç içlerin elerimdeydi ısınmıyordu sevgili istemsizce korkan bir çocuğun hareketlerine benzer hareketlerle seni kollarımla sardım buz kesmiş dudaklarına ıslak bi öpücük bıraktım hayır sen buna tepkisiz kalamazdın gözlerimden bütün çehremi değiştirecek bir damla yaş aktı buğuma tutuğum avuçlarına düştü. İşte burada biter ve sorumun cevabı da burada saklı hiç yaşamadığı. Bir insanı kaybetmek ama onu hayyalerinde yaşatmaya çalışmak çok erken gittin sevgili hayalimde yaratığım sen'e aşığım artık her gece seninle konuşuyorum ve ellerini tutuyorum içi boş avuçlarım terler....Endofrin hormonları insan vucuduna değen kızgın bir demir parçasının hissetirdiği acının on katı daha fazla olan yanlızlık acısını yok edermiş, biliyorum yanızlıktan doğdu bütün bu acılar hala da karşı cinsten bir kişiyle konuşurken utanıp başımı önüme eğiyorum tek korkup seni aldatmak değilmiydi, hala da o korku içindeyim evet denilecekse ben bir şizofrenim ondan öte belkide mucizeleri olan bir kahinim ölen bir insanı hayallerinde sekiz aydır yaşatan bir kahin... Bıraktım artık yanına gelen yolları artık ınuttum seni.. tamam biliyorum profesyonelce bir yalandı artık yanında değilim çok değil günleri sayıyorum bugün tam yetmişüç günüm kaldı senin kokunu hissetmeye avuç içlerindeki teri özledim, bu gecede bak usulca döküldü iki damla gözyaşı artık bildiğim tek şey gözlerinin kahvesini hayal etmek ve unutmadığım tek gerçek usulca kulaklarıma eğilip sadece duyguların için yaşa ki hayatına anlam katanilesin deyişindi işte bu benim hayatımda ki tek gerçek oldu ...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Zaman kontrolümde olsun isterdim.. geriye sarıp sana sarıldığım anı daha uzun ve hissedilir kılmak ve koca bir ömrü öylece tüketmek isterdim.

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Karanlık bir rüyadan uyanır insan onlarca belkide haftalarca etkisinde kaldığınız tek bir rüya, bazende sadece beyninizi içten içe kemiren bir tek bir soru bir muamma değilmidir sizce! ve bütün intiharlar, ölümler, ardın sıra gelen hastalıkların temelinde yanlızlık ileti yatmıyormu.
Yanlızlık insan beynindeki her hücreyi
bir salgın hastalığı gibi istila ederken sonrasında görülen tek neden susmak ve sonrası içine kapanık susan ve acı çektiğini bile daha sonradan fark eden bir kişilik ..Bugün de sen de görmek istediklerimi birer boş sayfaya çizip hayallerine daldım bugün senden sonra ilk kez biri ilgimi çekti sabahın serin rüzgarı onun saçlarında dans ederken gözüm sadece yüz ifadesine kitlendi kırmızı rujla ve değişik fondatönlerle maskelediği gülen yüzünün altında anlatamadığı onca acı ve kahverengi gözlerini taktığı lenslerle gökyüzüne boyamıştı beni görünce hafif gülümsemeye çalıştı ama o bile tıpkı yüzündeki maske gibi yapmacıktı. Gözlerin de sustuğu çok şey saklıydı. Ufak gülümsemenin ardından yanıma yaklaştı hava biraz esiyo dedikten sonra bayya bi sustu konuşacak bişeyi yoktu sanırım. kim bilir hangi karanlık gecede ummadığı yanlızlık onun ta iliklerine kadar acımasız bir neşter gibi kesmişti. Gözleri biraz utangaç daha çok ağlamaklıydı, sizi birkaç cümle sonra gözyaşlarının göz pınarlarında hazır olduğuna ikna edebilecek bir yüz ifadeyle uzunca sustu ardından neden dedi.. Ve sözlerinin devamını getiremedi bir damla yaş süzdü gözlerinden silmek istedim fakat içini döken bir kadına dur demek olurdu dokunmak istedim fakat yapamadım işte..
Ardından süzülen gözyaşını kendi avuç içiyle sildi yüzünde ufak bir okadar da buruk bir tebesüm belirdi.gözlerinin içine bakıyordum istemsizce belkide kendimi alamıyordum. Karşımdaydı, belki ilk ve son kez. Belki de yalnızca ilk kez. Bilmiyordum. Herşeyiyle sana benziyordu tek farkı henüz adını bile bilemediğim kadın senden baya güçlü ki kendi gözyaşlarını kendi avuç içiyle silmişti. Ve yalanda olsa tebesüm etmeyi hala unutmamıştı, yüzü bu ifadeye tamamen yabancılaşmamıştı. Uzunca bir susuşun ardından yüzüme soğuk bir edayla baktı o an benimde nefesim kesilmişti.. Bir an gözlerime sen göründün istemsizce soğuktan titreyen yanaklarına bir öpücük bırakmak istedim sonra kendimi yargılamaya başladım, hak ediyormu ki...içini bir anda olsa titretecek olan bu minik buseyi.. ardından vazgeçtim yürümeye başladık en az senin kadar yavaş ve küçük adımlarla yürüyordu. Bir anda uzaklaşmak istedim atığım tek adım herşeyimle beni olduğu yerde bıraktı giden gururu olan bedenimdi farkındaydım. İtiraf etmeliyimki onda seni bulmaya çalıştım.Gözleri taktığı lensler olmasa senin kahverengi gözlerin olduğuna yemin edebilirdim, ıssız bir sokağın ardından küçük bir nehre açılan bir caddedeydik bulduğumuz ilk banka oturduk onu izlemekten başka bişey yapmadığımın farkındaydım ve ne acıydı ki tıpkı yitirdiğim sendin belkide son defa görecektim belkide ilk defa gözlerin aklıma geldi işte herzamaki halim belli ettirmesemde gözlerim beni herhaliyle ele veriyordu. Islaktı ağzından çıkan tek sözcük beni küçük bir çocuk gibi ağlatacaktı. Bütün cesaretimi topladım ve dağılan saçlarını okşarcasına toplayacaktım elim ilkin cesaret edemedi ama bütün beynim buna komut verirken bir muamma değilmidi ellerimin beyin dışı hareket etmesi.. Ardından terleyen avuç için kımıldamıştı onuzların üstünde kısa bir okadarda tarifsiz güzelikteki saçlara uzandı ellerim... avuç içlerimin boş ve bir okadarda çaresizce havada kaldığını fark ettim. herşey bir toz bulutunu andırırcasına kayboldu. Sendin yine, Farkındaydım seni unutmama izin vermiyordun. Saçları kısa, gül moru ruj süren her kadını sen sanıp saatlerce anlamsızca bakıyordum bu bir rüya değildi eminim hergün yollarda ıssız sokaklarda ve karanlık odamda yanı başımda izlediğim sen rüya olamazdın peki itiraf etmem gerekirse uzun bir sürenin sonunda hala seni unutamamam ve senden başka herkesle sadece birkaç kelimeden ibaret kısa konuşmalarım ve saatlerce kendimle tıpkı senle konuşuyormuşum gibi konuşmam ne anlamsızca her an yanımda gibisin ama tek dokunuşum seni bir anda yok oluşun..ardından uzun süreler yanlız kalıyordum. Anlıyorum artık yoksun bir okadarda uzaksın... Seni tam iki yıl önce bugün yirmisekiz şubatta sevmiştim hafif güneşli bir okadar da serin bir gündü ardından koca bir bahar gelecekti seninle sadece bir ağustos yaşadık ikincisi olmadı bugünde yirmisekiz nisan ama tıpkı hayallarim gibi bu şehirede bahar geç uğradı bu yıl, hala ayrılıkları andıran soğuk ve bir okadar da baharı bile hayal etmeme izin vermeyen bir kar fırtınası küçük bir fincan da çay aldım ve camdan hırçınca yağan kar'ı izledim bugün dört martı senle ikinci kez buluştuğumuz gün biraz sesizleşti içimdeki duygular geçmiş acıtmış olsa gerek ki Her gün tuttuğum bu kısa günlüklere seni anlatıyorum.. Sorsalar hala en sevdiğim renk gözlerinin kahvesi ve inandığım tek gerçek içinde seni gördüğüm rüya ve etkisinde kaldığım son onüç günüm....

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Birgün bütün insanlardan ve bütün aptallıklardan kurtulup ta iliklerinize kadar işlemiş bir acıdan kurtulmak ve uyuduğunuz karanlık kabustan aniden uyanıp boynunuzu geren urganı kan toplamış boğazınızdan alıp atmak içinde hergün öldüğünüz yaşantınızdan başka birşey değildir. yanlızlık insana göre değildir. her gece bu kabustan uyanmak adına nice karanlıklara sığındım. bugün kendimi bir romanda gezerken görüm. adamın yaşadığı bütün acılar genzime dolupta yutkunamadıklarımdan farksızdı ve romanda okuduğum kişi ölümün sevgilisi (lotte) nin elinden sunulmuş bir bardak şaraptan başka bir şey olmadığını söylüyor. bu onun son sözleride olsa bu hayatta kendimizi ancak başkalarının gözünde gördüğümüz zaman tanıyabiliriz. romanda kendimle benzettiğim kişi öldü nedeni ise uzun zaman boyunca dopamine hiç endofrin hormonunun gitmemesiydi endofrin ise insanda üretilen üç mutluluk hormonundan biridir. o hormonlar dopamine gitmediği zaman ise insanlar iç alemine dalar ve karanlığa aşık olurlar ve ben olayın tam burasındayım son üç aydır bütün her şeyimle her gece öldüğüm bu rüyadan uyanmaya çalışıyorum. piskolojik olsa gerek vücüdümda ki yaraları kanatıp hipotalamusa baskı üretmesi ve çektiğim acıyı bastırmasını deniyor olsamda boş. Dün gece herşeyden kurtulup ölmek istedim, herşeyi hazırladım ve beni bütün yaşanmışlıklarımdan alıp götürecek urgan yarım metreyi bile aşmıyordu ve sonra boğazımda düğümlenip hala yutkunamadığım iki kelimenin bana asılmaktan daha çok acı çektireceğini düşündüm ve kısık bir sesle ağlamaya başladım gözyaşlarım bütün benliğimi alıp götürüyordu o an ömer hayamın sözleri yankılandı kulaklarımda ne arıyorsun cennet de sendedir cehenem de. evet ikiside bendeydi belki de ama ben cehenemden başka birşey yaşamıyordum, ve bu benim uyanamadığım son rüyamdı...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Bugün sende unuttuğum her şeyi bir bir yaşıyorum intiharların üçüncü sahnesini izlerim hep oysa insanlar ilk sahnede bütün hayallerine veda ediyo. ve her anını birer travma gibi korkuyla yaşıyorum en soğuk günde mavi kazağının üstüne giydiğin parkandan syrılmış üşüyen parmak uçlarına dokunduğum andan başlıyor herşey ve gözlerim çok uzaklara beraber bir asır ıslak kalsın istemediğimiz kipriklerimizde üşüyor bütün geçmişimiz... parmak uçlarında ki soğukluk size yıllarca ısınmamış hissi verebilirdi. bir kadın sizi sevebilir hemde ne ilanı aşk nede bağıra bağıra sevginizi ilan etmemenize rağmen sadece sevilmek ister. eğer gerçek aşkı bulmuşsanız bir adım daha ilerisini aramak hezeyandan başka bişey olmayacaktır. bugün sana son dokunuşum beynim herşeye anarşisini başkaldırısını ilan ediyo ve adım adım intihara sürükleniyorum. eğer çok sevmişseniz her nekadar herşey bitmiş olsa bile dönüp koca yıllara bi anı olarak bırakmak istediğimiz bir son bakış olacaktır. gözlerini anlatmak bir bardak dolusu siyanürü yavaş yavaş yudumlamaktan farksız olacaktır. nasıl ki içtiğiniz siyanür nefes aldığınız sanıp aksine oksijen almadığınız taktirde içinizde kocaman bir oksijen patlamasıyla gözleriniz kan çanağına dönecektir ve ölümü yaşıyormuş gibi tadıyoruz tıpkı anlattığım gibiydi gözlerinin içine bakıp ta uzaklaşmak.. kocaman koyu kahverengi gözlerinde anlatamadığı ve sanki o an herşeyi haykıracakmış gibi doluydu gözleri biraz sonra göz pınarlarının boşalacağına sizi inandırabilirdi. esen rüzgar bir bir dağıttı göz pınarlarından akan acıyı etrafa, elmacık kemiğinden süzülüp titreyen dudaklarında bitiverdi. o an damarlarımda hırçınca akan kan yavaşladı bir an ve iliklerimde oluşan sızı beynime doğru yol alıyordu ve birden bütün acı domapin etkisi yaratarak hipotalamusa baskı verdi hipotalamus beynimizde acı hissini bize yaşatan bölümdür. genzime acı dolu bir his geldi ve o an belkide gitme sözcüğünü haykırabilirdim sesimin titreyeceğini hissetmeseydim eğer konuşamadım genzime dolan acıyı yutkunamadım bile bugün onunla yaşadığımız ikinci kasımdı en acısı tek bir baharı yaşamıştık. üşümüş olmalıydı üşüyen parmaklarıyla sildi dudaklarını sıkıca bastırmasıyla o günün yağmurları yağmıştı ardı ardına süzüldü göz pınarlarından bir aşkın bütün sancıları. koca bir şiir yarım kalmıştı devamını okuyamadığımız; biz olamamıştık.. koca şehrin her kaldırım taşında ikimizin beraber yürüdüğü anılar koca bir intihara kurban gidiyordu..

Devamını Oku