Hüseyin Oral Şiirleri

14

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Hüseyin Oral



Günler günlere geceler gecelere taşıdı bizi yılar boyunca içimize attık çektiklerimizi
Aglamak gülmek istedik kurmak istedik hayellerimizi düsündük sanki hiç bitmeyecek gibi acı acı çìkarken merdivenleri bitişin acısı kaplayı verdi benligimizi...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Her şey yavaş yavaş gelir. beynin en ücra köşesinde bile sana ait olan herşey belleğimde her gün tekrarlanır. Bazen yaşanılan hiç bir şeyi unutmak istemeyiz, yaşanılan bütün anıları daha canlı ve hissedilir kılmak için uzun karanlık gecenin en ücra köşesinde herkesten sıyrılıp anılarımızla başbaşa kalırız. bugün seninle daha önce hiç gitmediğimiz ve kalabalık arasında seni kaybetmekten korktuğum bir yerdeyiz kırmızı bir tranvaydan indik herzaman ki gibi yolun sağ tarafında yürüyoruz, ellerin çok soğuk sözüyle başladı konuşmamız ve elerimi sıkıca tutmanla devam etti yürümemiz. büyük çınarların altında ilk defa buluşuyorduk beyaz bir tişörtün üzerine en sevdiğim mor parkanı giymiştin. bugün sana aşık olduğum gün de diyebiliriz ilk defa o gün iç sesimle tartışırken senin vazgeçilmez olduğunu ilan etmiştim. ve ilk defa o gün seni kaybetmekten korktum bir insan en vazgeçilmezlerin arasına girdiği zaman artık yeni bir korkunuz daha var demektir. ve bizler korkularımızı yaşamaya mecburuz şuan seninle yaralanmış veya parçalanmış bir av misali acıyı yavaş yavaş hissediyoruz fakat ayrılırsak biliyorum çok daha kötüsü yüreğimize saplanan pençeler derin izler bırakacak belki buna dayanamıyacaz ve her zaman dua edip senin gülümsemeni hayal ediyorum sesin kulaklarımda yer ediniyo herzaman belkilerin üzerine kuruyorum hayallerimi eğer vazgeçebilseydim ilk nefesini soluduğumda çok daha kolay olacaktı ama o gün bile dayanamadım bana her an iyi gelen ve hayatımda en güzel anıları yaşatan ve onca umutsuz hayalin içinden filizlenip çıkan en güzel şarkıydın ve ben nankör değildim her gün senin bana verdiğin mutluluk için allaha şükrediyordum nerede yanlış yaptım bilmiyorum onca ay kalbimin tam orta yerinde herşeyimle bana hüküm süren mutluluğum bugün acı çekiyor ve ben ona vaad ettiğim mutluluğu sunamadım koca bir hayata korkusuzca büyük bir hevesle söz verirken bugün acınası bir haldeyim bana en çok ihtiyaç duyduğu anda onun çok uzağındayım bazen küçük kanatlarım vardı okadar hür uçamazdım diyordum ama sonradan sana tutunarak bütün güzelliklere vardığımı hatırlıyorum çok güçsüzdüm ve hep sen beni ayakta tuttun ve sen yorulduğunda biz bir daha o güzeliklere varamadık çünkü ben hiç senin kadar güçlü olamadım ve içimi en çok acıtan şey ise bana bunca güzelliği yaşatırken benim bugün yanında olamamam bazen insanların tek umudu artık inançlarıdır ve biz onları bile tükettik gökyüzü ardı ardına karanlığa boyanırken doğan güneşin yüzümüzdeki tebesümü ısıtmasını bekledik ve şuan yine göz altlarımız hep olduğu gibi ıslak, sana karşı duyduğum acı kızgın bir demirin otuz kat fazlasınının avuç içimde soğutulması gibidir. koca günlerin özlemi yapışıp kalıyo üzerimzide ve aylar sonra buluştuğumuzda bedenlerimizde can buluyor filizlenip ıslak bir öpücük kadar masum bir meyve olup bitiyorlar. bugün seninle yaşadığımız ikinci baharın ilk günü, esen her rüzgar senin kokunu dağıtıyo etrafa ve bir an yanımda bitiyorsun bir efsun olmalı, ahh senden başka herşeye karşıyım.

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Bugün sesizleşen kalp atışlarımı bir bir dinlerken sanki her atışı adını fısıldıyordu yada kulaklarım öyle duymak istiyordu. seni çok uzaklarda bir fars şarkısında arıyorum. her kelimesi senden unuttuğum bir güzelliği anlatıyor ve grizgaha saçlarınla giriyor ve tam ahengi tutunca kendimi gözlerinde buluyorum. düşlediğim bütün hayalim koyu bir kahverengiye bürünüyor; şarkı ufak bir sessizlikle bitiveriyor. ve çoğu zaman sana doymam baştan tekrar tekrar dinlerim her kelimesinde seni ararım ve bulunca seni yanlız geçen karanlık gecem o dizelerle sabahları bulur. bir kadını en son nezaman sahiplendiniz. aldığınız afrodizyak maddelerden sonra arzuladığınız haz gurur ve çıkarlarınızdan önce onun sizi hissetmesini ne kadar istediniz. ve hissetmeyince sizi ne çok fahişeliğe soyundunuz, aşkı sevgiyi parayla satın almaya gittiniz. ve bir bir unutuldunuz. bir kadını anlatmak yıkılan onlarca şehirden binlerce destan çıkartmak gibidir. kimisi savaşın en başından kaybetmiştir, kimisi umutların arkasında kalan onca anıya dalarken kaybetmiştir ve çoğu da koca savaş bitip yeni bir hayalle adıma atacak iken kaybediyor. sağ kalanlar pervitin maddesine bağımlı hale geliyor unutmak için ihanetlerin kirli yüzünü. ve ben bütün bu olumsuzluklardan öte seni arıyorum sana sarıldığım tek saniyedeki huzuru bulmak için koca ömrümü sen ediyorum. Ani kalesi ne çok aşka şahit olmuştur. her köşesinde birer aşık fısıldar sesiz tebesümlerin arasında adım adım tırmanıyorum. mutluluğa doymuş merdivenlerin en üst burcun da buluyorum seni.. serin rüzgar olmak geliyor o an; güneşi gürünce kızıla çalan saçlarını taramak sonra ince beline sarılmaktan öte kalıyor sana özlemlerim ve ruhumu adım adım sana getiriyor yorgun bedenim kolarımın arasına alınca ait olma ondan öte en güzelini yaşıyorum birinin bana ait olduğunu hissediyorum yaslayınca başını göğsüme duruyor bütün yaşanmışlıklar akrep yelkovanla buluşuyor ve bütün zamanlar bizi yaşıyor ve o koca hayalde zaman benim kontolümde sana sarıldığım anı yavaş yavaş yaşıyorum dakikalara sığmıyor asırları aşıyor. bir çiçek bir asır boynunu bükmüyor. bir kelebek bir asır karışıyor maviliklere.. ve görmeyen bütün gözlerin görmek istediği kadar güzellik var en ufak tebesümünde..

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Bir söz gerek mutluluğa dair. karanlıkları yarıp; çığlıkların içinden güneşi doğurtmak gibi..

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Gece saat on iki her şeyi bir bir uğurladım.
ve yine karanlıkla başbaşayız derken.. Aşina olduğum ses fısıldadı kulaklarıma bak bu gece de bir ben kaldım sende..

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Vuruldum işte bu kuytu bu acımasız gecenin tam orta yerinde... kolumdan bileklerime inceden akan kanın her damlası çocukken uyumadan önce kulaklarıma hep gelen saatin tık tık seslerini anımsatıyo... koca bir hezeyan içindeyim herşeyimle koca bir kaybedişin tam ortasındayım.. aldığım meskalinin sarhoşluğu düşen her damla kanda vücudumu terkediyor ve kaçmak istediğim korkularımla baş başa kalıyorum.. bugün sesinin kulaklarıma son defa misafir oluşuydu titreyerek konuştun her kelimen hissetiğin acılar gibiydi. ben sadece sustum genzime dolan hiç bir kelimeyi haykıramadım.. ve bugün benden gittiğin günün üzerinden kaç takvim değişti bilmiyorum on dört eylül günü bütün acımasızlığıyla senin gidişini bana ilk gün ki gibi yaşatıyor. aldığım hiç bir antidepresan işe yaramıyor. verilen seratonin seralin ilaçları narsist insalara verilen ilaçlardır ben narsit değilim... bileğimden akan ılık kan soğudu üşüyorum... düşümde bir çocuğun çığlıkları arasında uyanıyorum her gece. bazen geceler acımasız oluyor çıkıp sokaklarda karanlıkları dolaşıyorum kuyu dibi sokakları ben gibilerle dolup taşıyo herkesin kurtulamadığı birsürü düşüncesi alıp götürüyor geceleri. hiç bir kadına rastlamadım. hiç bir köşe başı nede sokaklar onların acısıyla yüzleşmemişti. biz erkekler acımızı dayanılmaz hissetiğimiz an kendimizi dışarı atar haykırmak isteriz kimseler duymasada... kadınları bilmiyorum kadınları hiç görmedim saçları kısa kadınlar ne yaşadı bilmiyorum ... yüzünü fondötenlerle kapatan kadınları seviyorum acılarını gizlemeyi başarmışlardır. sevdiğim her kadının saçı uzunca olsun isterim her dalgasında koca mutlulukları gizlerler.. senden sonra bana sarhoşluğu uzunca tatıracak her şeyi denedim ve sadece bir kaç saatin sonunda koca bir boşluktaydım. vücuduma aldığım en güzel melanin hormonu (mutluluk hormonu) şüpesiz yüzünü gördüğüm günlerdi. o günün sonunda gecem saatlerce gördüğüm o kısa anı tekrarlamaktan ibaret kalırdı. karanlık odamda tavanda yüzün belirir ve ben kıpırtısız seni izlerdim. bu geceleri çok az yaşardım.. ve şimdi sensizim düşüncelerimle başbaşa çıkamadığım bir gecenin tam ortasında; ayyaş bir serserinin tam da namlusundayım; üşüyorum...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Sesizleşen titrek dudaklarımda ki adını duy. eğer gidersen genzimde bir acı olarak kalacak adın her andığımda boğazımda biriken acı gözlerime dolacak. ilk sesini duyduğumda küçük bir işgaldin sol yanımda, sana karşı duyduğum bütün duygulara anarşimi ilan edip silebilirdim seni ama geçipte iz bıraktığın her yanım melatonin patlaması.. silmek bir yana gitmenden dahi korkuyordum ve sen işgalin en acımasızıyla geldin. pervitin almış nazi misali teslim aldın kalbimin her bir köşesini. sesinde ki güzellik damarlarıma karışıp meskalin gibi beynime ilerlerken kulaklarımdan aldığım şifa gibiydin. ve sana teslimim.. seni titreyen sesimle çağırmıştım. şimdi avazım çıktığınca bir çığlık. seni ilk gördüğüm an kurmuştum bütün hayalleri.. ne bir başkasının sana bakma ihtimali nede sesinin benden başkalrınca duyulması, hepsi tamamen hesap dışıydı. benden ne kadarda habersizsin.. kendimi seni geleceğimde ki hayatın başrolü olarak kurduğum hayallerde yakalıyorum ve beni daha iyi anlaman için bırakıp koca hayalleri geçmişime gidiyorum sana oradan taşıyacağım bütün güzellikleri; bugünlerim cehenemden farksız. sensiz geçen her an cenneten kovulmuş günahkarların azabından farksız. ve sana eski bir savaş çığlığı kadar tiz sesimle sesleniyorum. sen ise karanlığa gömülmüş mezar kadar sesizsin duymuyorsun.. görmüyorsun odamdaki karanlık gölgelerin savaşını. gün ağarınca umutların korkularımca kılıçtan geçirilmişliğini.. ve bir sonra ki geceye korkularım galip giriyorum. şimdi geçmişi rahat bırakalım onu kimseler bizden alamaz her bir saniyesinde gizlediğim tebesümlerimi hiç bir gerçek unutturamaz elbet.. Bu hayasız dünyada aldığım ilk nefesin sonrasında attığım çığlıkla koca bir merdivene tırmanıyorum otuz ekim cuma ve merdiveni yirminci basamağındayım merdivenin yirmibirinci basamağına seninle birlikte basıyoruz. son baharda geldin ve eğer bir sonbahar sabahı inliyen yaralarına dokunuyorsa bir cennet kızı. beraber çık koca merdivenleri son basamaklara gelinceye dek. kalbinin tam da ortasında dinlensin kadın yolumuz az biraz uzun...

Devamını Oku
Hüseyin Oral

Koca bir şehrin enkazından farksız bütün yaşanmışlıklarım. herkes bir bir bırakıp gitmiştir hayallerini. Ben ise agorafobi boşluğunun tam da ortasındayım agarafobi yanlız kalınca hissedilen ve kontrol edilemeyen korku halidir. aldığım seratonin ve biraz tuzlu meskalin acımı hafifletiyo damarlarımdan beynime yürüyen meskalin acılarıma neşter vurarak ilerledeiğini hissediyorum. koca bir karanlığı tatlı bir sabaha bağlayan saatteyim serin bir rüzgarı hissediyorum önce sırtımdan yürüyo.. damarlarımda gezen kanın donduğunu hissediyorum aldığım afrodizyak hiç bir işe yaramadı hala o koca bunalımdayım. birazda meskalinin sarhoşluğu var gözlerimde sonra kulaklarımı zorlayarak dinliyorum sezen aksudan kısa bir mısra çalıyor. hiç düşmedim mi aklına hiç çalmadı mı o şarkı.. işte o an kalkıp sana geliyorum her gün onlarca kez geçtiğim yollarda duruyo hala ayak izlerim belki sen geçiyorsun.. ayak izlerin benimkilere eşlik ediyo eskisi gibi yürüyoruz koca bir caddeyi. beraber geçtiğimiz barla kafenin önünden geçiyorum. ayak izlerim ayak izlerine eşlik ediyor. güneş kızıllığını gösteriyor yavaş yavaş sen yoksun ve ben yaşıyorum oysa ölmem için onca neden var. aklım yine işgale uğruyor seni alıp götürmek istiyorum binlerce ölü beni izliyo.. her yer sesiz ılık bir cemre düşüyor bedenine göz altlarım hala ıslak, tırnaklarımla buzdan toprağı kazıyorum üşümüş olmalısın ellerin mosmor terletmiyo artık elerimi... her gün sana sarılmak için geliyorum uyandıramayınca seni..........

Devamını Oku