Tarihe not düşülmüş. 31.01 diyerek daktilodan çıkan bembeyaz sayfa da masa diye başlıyor sözlerine, Bırakalım masaya bütün benliğimizi, yılların hasreti birikmiş masa ayaklarında demirlerin pası daha eski kabuklar sökülüyor artık. Bizden sonra kimseyi oturmamışlar masaya bırakalım kendimizi tozlu masaya, yıllar sonra ilk gelişimiz kapıdan girip gülerek oturduğumuz masaya belki de bir daha geliriz. Arkadan fısıldayan en sevdiğimiz müzik 'Hangimiz Sevmedik' diye bağırdığımız ara sokak hatta rakı bardağını mikrafon yaptığın o günler..Belki son gelişimiz, belki de yeniden geliriz.
Kapı o kadar sert ki kapansa açılmayacak.
Açılsa bir daha geri kapanmayacak,
Kabul ediyorum...
Giden bir daha geri gelmeyecek..
Senin kalbin ne güzel atıyor.
Ne doğal insansın
Bizlerden misin sen, yoksa farklı mı ?
Hem çok güzel, hem gizemli
Mutluluk olmuş kalbinde bir bahçe
Onları sulayan gözyaşların
Seviyorum ama susuyorum
Sebepsiz sanki her şey
Belki de soğukluk
Belki de hiç bir şey
Susmak ne kadar içimdeyse
Bunları yaptıran sen sin
Şimdi biz
Bir martının uçuşunu paylaşıyoruz
Seninle
Aynı gökyüzüne bakıyoruz
Değil mi ?
Zaman dolandı boynuma
Akıtıyor zehrini, izin verin.
Bitmişim ben seyredip geçin
Bir arabaya bakarcasına
Veya bir zavallıya acırcasına
Ve Mevla’m hüküm veriyor
Çırpınır cansız kanatlarım,
Bir kafese sıkışmışçasına
Tam mutlu oluyorum derken
İnce ruhumdur bedbaht
Yağmur yağar damla damla
Yüreğimdeki acılar
Bakma dersin,
Bakarım
Unut dersin
Hep aklımdasın
Kapat pencereni
Çek perdeleri
Ağlayamıyorum
Saatlerce beyhude bakışlar
Kırık bir aynanın karşısında
Gerçekler bana karşı
Kulak verenim olsa keşke
Üzülürdük birlikte
Değilim sandığınız kadar mutlu
Çaba, iyi görünme, özgür.
Olmamalı gülümsemek bir alışkanlık
Memnunum halimden çaresizlik
Bilin beni dünyanın en mesudu
Etrafıma güzellik saçmaya devam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!