Hürriyet
O gün aydınlığa varan bir yol vardı,
Üzerimize üzerimize gelen düşmanlar
Bizleri yolumuzdan şaşırtamazlardı.
Atlarımızı dört nala koşturduk,
Kılıcımızı kefere kanlarıyla coşturduk.
Bu milletin davası hür yaşamaktı.
Dağları titrettik, göğü aştık,
Sulh dedik, enginlere sığamadık.
Bizlere hesap soracakmış kansızlar,
Kahpe pusuda can verdik, soysuzlar.
Sen rahat uyu, incinme şehidim,
Puslu şafakta kılıcın yere inmesin Mehmed’im.
Evlatlarımız hür yaşasın diye cenk ettik,
Gençlerimiz sapkın yollarda, bizler neyledik?
Titret cevherim, titret! Hür yaşamak için kan döktük.
Gör yiğidim, gör! Cihanın dört köşesine diz çöktürdük.
Çal arifim, çal sazını; pir dedelerimizin şahında ulu bir köktük.
Bitmez bu çilenin sevdası,
Gönül sancısı çeken kara gencimin yarası.
Kınık boyundan gelen ulu Hakan’ın evladı,
Ne de güzel yazıyor genç Mehmet’in hayranı.
Yeniden doğacak sancılar,
Başlayacak cihan-ı saltanatlar.
İşte o zaman söyleyecek Mehmet Âkif’im:
“Korkma, sensin o mazlumun güneşi;
Korkma, sensin o zalimin hançeri;
Korkma, sensin o cihanın kaderi;
Korkma, sensin o milletimin istiklali.”
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 18:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, milletin tarih boyunca hürriyet için verdiği mücadeleyi ve şehitlerin mirasını yansıtır. Geçmişin kararlılığı, bugüne taşınan diriliş ruhuna dönüştü.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!