Bursa’da kadıydı, faniyi bıraktı,
Üstada varıp da nefsini yaktı.
Gönül çerağını Aşk ile yaktı,
Dergâhın kapısı olan Hüdâyî.
Bursa’nın kadısı, halkın rehberi,
Dergâha adım attığı o günden beri,
Nefsini yenerek aştı siperi,
Edep hırkasını giyen Hüdâyî.
Sırtında ciğerle gezdi sokakta,
Makamı, mevkiyi eyledi toprak.
Üftâde yolunda bir garip yaprak,
Edebin sırrına eren Hüdâyî.
Üftâde Hazret’in bir bakışıyla,
Yüreğin sönmeyen o yakışıyla,
Boğaz’ın sular gibi akışıyla,
Huzur iklimine varan Hüdâyî.
Aşkın ateşinde yandı bu canı,
Hakk’a kul olmakmış mülkün ilhanı.
Unuttu tahtları, terk etti şanı,
Aşkın deryasına batan Hüdâyî.
Padişahlar geldi, diz vurdu öne,
Aydınlık bağışladı dönen her güne.
Gönlünü kaptırdı o bir tek Dosta,
Manevi sultanlık kuran Hüdâyî.
Der ki: "Bize bağlı kalan her zaman,
Denizde boğulmaz, vermez hiç aman."
O kutlu duayla deryalar duman,
Gemileri yola süren Hüdâyî.
Duaları durur, zamana siper:
"Bizim yolumuza girenler içer..."
Denizde kaybolmaz, karada kalmaz,
Bizi de duana kat, ey Hüdâyî!
Üsküdar sırtında bir kutlu çınar,
Aşkın deryasına dalan Hüdâyî.
Sözünde hikmetler, özünde pınar,
Hakk’ın rızasını bulan Hüdâyî.
Üsküdar tepesi mübarek makam,
Ondan feyz alırsa sönmüyor kelam.
Ruhuna binlerce dualar, selam,
Gönüller tahtında sultan Hüdâyî.
Türben bir sığınak, gönüller saray,
Boğaz’ın üstünde parlayan bir ay.
Seninle anılır Üsküdar her ay,
Gönül mülkünde bir sultan Hüdâyî.
Nefsin tuzağını tek tek kırarak,
İlahi aşk ile yanıp durarak,
Aşığın kalbine melhem olarak,
Kıyamete kadar yaşar Hüdâyî.
Recep Hayal
Hayaloğlu
Kayıt Tarihi : 11.10.2026 16:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!