esatir değil bu yanık tepsinin ortasında pirinç tanesi
olur mu olmaz mı dediğin tüm o taşkınlar
tüm o ihtimaller işte âdem’in indiği vadinin kıyısında
ho amca bir yol açtı biz bilmezdik yürüdük ardınsıra
o tek pirinci üleştirdi aramızda bakmışsın ki dağ olduk
yağan bombaları kemirirdi seyrek dişleriyle
esatir değil bu, biz onu hep gülerken
gördük geçirdik tüm korkuları ilmek ilmek
kaçıncı yıldı göğün kapandığı o aralıksız dört mevsim
tenimizde fideler bitiyordu kanımızdan arza doğru
bombalar yağdığında biz mahşerin yedi kat altında kök ağaçlarının
ho amcanın masallarını dinliyorduk işte devin ayakları
vurdukça yere silkeleniyordu her yer yanımızda kız çocukları
o gülünce biliyorduk her masal tatlıya bağlar toprağı
yanıyorken yeryüzü biz altında kerevetine çıkıyorduk
eksile eksile çoğalıyorduk her uykudan başımızı kaldırdığımızda
esatir değil bu biz gördük ho amca çıkarıyordu cebinden
güleç yüzler yeni zıpkın kör bir deliğin kenarında napalm
söndürüyordu bedeniyle ve çoğalıyordu gördük
tek pirinci üleştirince hepimiz yine dağ oluyorduk
biz çocuktuk de ki 10 de ki 12 de ki 15
ağaç kökleri arasında uzanıyorduk dört mevsim sallantılı
başımızı çıkardığımızda gök sarsılıyordu beyaz adamlar üstümüze
parça parça düşüyordu ağır metaller sülükler bilmediğimiz kelimeler
ho amca hep gülüyordu gülüyorduk dağa doğru
kaçıncı mevsimdi bilmiyorum yağmur durmuştu
kazdığımız kuytulara sığmaz olmuştuk ya kızlar
suyu emziriyordular bak sel oldu
indik kerevetinden şehre doğru ho amca gülüyordu
gülüyorduk devlerin masalından bir bakmışsın ki dağ olduk
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 01:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!