Bir bilinmezlikler sarmalındayım, lâbirent gibi
Her yanım, cam kırıklarıyla örülmüş duvarlar,
Attığım her adım yeni bir yara,
Tüm hücrelerimden kanlar akıyor
Ve üstümde görünmeyen bir göz var,
Bana, 'öde günahını' der gibi bakıyor.
Haykırmak istiyorum isyânımı,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




labirentler karışıktır ve her karışıklığın sonunda görüyorum ki o var ozaman labirenti aşmak kolaydır...
kutluyorum
Evet gidilebilecek en kararlı yol..en son durak..Hayatın hileleri arasında o yoldan geçmek ne zordur...Kutluyorum...Çok güzeldi...
bütün yollar sevgiliye çıkmazsa yola da düşülmezdi değil mi? hayat hileli hayat karmaşık... yüreğinize sağlık üstadım.. Gül Doğan
ETKİLİ VE NEFİS BİR ŞİİR OKUDUM. YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM. SELAM VE SAYGILARIMLA...
labirentleri biz örüyoruz sanırım.
tebrikler...
Ve kader gibi kurulmuş hileli bir lâbirent;
Sonunda bütün yollar sana çıkıyor...
İlginç bir kurgu
tebrikler
Bütün yolların sevdiğinine çıkması kadar güzel ne var?Geçiş yolu bir labirent bile olsa...Yeter ki yollardan, duvarlardan cam kırıklarını temizleyelim. Kanamasın yaralar.Belli ki can darda iken yazılmış dizeler.Güçlü anlatımınızı tam puanımla kutluyorum. Yorumuma benzer bir şiirimle devam etmek istiyorum izninizle:
ÇIKMAZ SOKAKLAR
Öyle olmadık şeyler yapıyorsun ki,
Kessen bir damla kanım akmıyor,
Kahroluyorum.
Cezalandırmak için seni
Önce gözlerini unutmak istiyorum.
Alıp fırçamı elime,
Paletimden bir tutam siyah sürüyorum.
Olmuyor bir türlü,
Açınca gözlerini kayboluyor siyahlar,
Bakıyorsun bana;
Biraz deniz, biraz yosun…
Sıcacık, güven dolu gülümsüyorsun,
İstesem de unutamıyorum…
İşte o zaman diyorum ki sessizce;
/Sürgüne gitmek sefam olurdu
gözlerin sürgünüm olsaydı eğer…/
Bir gece yarısı geliyorsun apansız;
Kucağından taşıyor güller…
Duruyorsun öylece
Utangaç,ve garip.
Gözlerin çocuksu, ellerin ateş…
Şaşırıyorum.
Özel bir gün müydü atladığım?
Der gibi bakıyorum.
Yok, atlayan benim aslında diyorsun.
Ben, dalgın bir adamım biliyorsun.
Yaş günü, evlilik yıldönümü ve diğer günler…
Özenirim anımsamaya
Yine de unuturum birer birer
Özel günlerin ne önemi var?
Sen o kadar özelsin ki, yeter…
Bu iki beyaz gül
Bana verdiğin iki yavrumuz için,
Onlar her şeye değer.
Kırmızıları ise
Unuttuğum o günlere say Gülüm,
Ömrüm seninle güzel
Nice mutlu yıllara Gülüm,
Birlikte iyi seneler…
Utanıyorum.
Ama o kadar içten söylüyorsun ki,
İnanıyorum.
O zaman düşüyor gönlümün kaleleri,
Tüm çıkmaz sokaklarım sana çıkıyor.
Ve diyorum ki;
/ Vursalar üstüme demir kilitler,
Ayak bileklerime de zincirler,
Fark etmez hiç ziyaretçim olmasa bile
Yüreğin zindanım olsaydı eğer…/
İstesem de sana bir türlü kızamıyorum…
Naime ÖZEREN / Haziran 2008
evet öyle olur tüm yollar ona çıkar saygılar sunuyorum...
Ben gitmiyorum artık,o güç beni çekiyor
Ve kader gibi kurulmuş hileli bir lâbirent;
Sonunda bütün yollar sana çıkıyor...
(25/10/2008)
Ünal Beşkese
Sayın Ünal, Bütün yaşananlar bir labirent, tüm yollar sevgiliye çıkar, o sevgili ki ondan geldik ona döneceğiz. Allah hepimize, sizede hayırlı uzun ömürler versin. Bu şiiriniz bana ölümü hisettirdi zaten hiç unutmuyorum ya. Selam ve saygıyla.
Zorlaştıran....labirent hale getirende...kişiler..
yüreğinize sağlık..
Saygılarıma...
Bu şiir ile ilgili 19 tane yorum bulunmakta