Hiç
Yalnızlığımı aştığımda orda olurum, yakınlarında
Görünmez kafesin içinde boynu bükük bir aslanım
Ulaşamıyorum ormanıma, taştan yapılmış mağrama
Rüzgar dolaştırıyor beni saçlarında , tenin ile sarhoş oluyorum unutuyorum her şeyi kızıl dudaklarında
Güneş gözümü alıyor , yanaklarının sıcaklığı yakıyor tenimi ve acı çekiyorum, kül oluyorum, uçuşuyorum, karışıyorum okyanuslara, zehir oluyorum erdem denizine
Kalbin beni ihbar ediyor, müebbet yiyiyorum azrail tarafından demir parmaklıklar en yakın arkadaşım oluyor, soğuk duvarlarda çürüyorum
Güneşe bakıyorum, seni arıyorum gökyüzünde aramıza karabulutlar giriyor sonra unutuyorum her şeyi yeni doğmuş bir bebek gibi
Yağmurlu parke taşlarında yürüyorum ıssız gecelerin beni çağırdığı tehlikeli, heyecanlı bir o kadar ölüme yakın günlerde
Her adımda çıkan su sesi yankılanıyor kulağımda senin sesin ile
Sis boğuyor gırtlağımı, nefes alamıyorum gerçekliğe bir o kadar daha yaklaşıyorum. İşte o zaman anlıyorum yalanın bir yalan ölümün gerçek olduğunu..
Kayıt Tarihi : 12.2.2020 21:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!