duran ancak duranı duyabiliyor, görebiliyordu. her ayağın sağlam bastığı her defa, kırmak ya da kırılmak zor ve birdendi. bu olduğunda parçaları öğütmek zaman aldığından ne kadar güneşte ne kadar rüzgarda kaldığı mahsulatı etkiliyor, ısınıp kavrulan sonra soğuyan eylemci de yağmurla katılıyordu. yer, yerin altında olmadığı bir anda, kumlar yerinde duramayıp herkes oldu. herkes herkese kavuşup oynamaya başladı. aşırı hareketlilikten ısınan sıcaklık, küçüklüğü, yokluğu ve mesafeyi unutturmuştu. hatırlayamadıklarını derinden hissedenler için dünya büyüdü, gökyüzü ulaşılmaz bir hal aldı. bir açık göze bin açık söz feda idi.
burada işler hep böyle yürür dedim, hep böyle yürümese de
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim