HAZRETİ FATIMAT-ÜZ ZEHRA! (R.Anha)

İlhami Erdoğan
672

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

HAZRETİ FATIMAT-ÜZ ZEHRA! (R.Anha)

HAZRETİ FATIMAT-ÜZ ZEHRA! (R.Anha)

Cennet kandilleri, Anası sensin,
Ehl-i Beyt in sağlam, binâsı sensin,
Allah Rasulü’nün, sunası sensin,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

'Ey gözümün nûru! ' Diye ünlerdi,
Hânene gelerek, derdin dinlerdi,
Onla geçirdiğin, güzel günlerdi,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

Baba hasretiyle, kavruldun yandın,
Öksüz kuzu gibi, meledin döndün,
Altı ay sonunda, yanına indin,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere sinsin Fatıma.

O varken yeryüzü, Cennetti sana,
Sohbetin dinlemek, gıdâydı cana,
Gidişi asırlar, yükledi ân’a,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

Onun varlığında, misk saçan Gül’dün,
Sonraki günlerde, sarardın soldun,
Hasret yaman ateş, tadûben bildin,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

O Güneşti sana, pervâneydin sen,
Mânâ O’nla vardı, O’nla dolu ân,
Hükmünü yitirdi, yokluğunda yön,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

Velâyet kapısı, yoldaşın oldu,
Efendimiz soyu, bu yoldan geldi,
Nimeti bulanlar, sizlerden buldu,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.

Hakk’tan dileğimdir, elimi alın,
Zorlu günde bana, şefeât kılın,
Ozan İlo meftûn, sizlere bilin,

Ey Anamız! Cana cansın Fatıma,
Sevgin gönüllere, sinsin Fatıma.
13.12.2008/20.04

Rasûlullah (S.A.V) Efendimizin nübüvvetinden yaklaşık bir yıl önce Mekke’de doğdu.
Resûl-i Ekrem (S.A.V) Efendimiz ona, Fâtıma adını verdi. Deylemî’nin Ebû Hureyre
(R.Anh) ’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte:
___'Onu sevenleri, Allah’(c.c.) ın Cehennem’den uzaklaştıracağı için kızıma Fâtıma adını
verdim.'
Buyurdu. Fâtıma; 'sütten kesilmiş' anlamına gelmektedir.

Hz.Fâtımat-üz Zehrâ(R.Anha) , Hz.Peygamber’(S.A.V) e, âdeta koruyucu bir melek
kesilmişti. Bu yüzden de Hz.Muhammed, Hz.Fâtıma’ya;
___“Ümmi Ebîhâ”(Babasının anası) lâkabını vermişlerdi.

Hazreti Fâtıma (R.Anha) , Rasûlullah’(S.A.V) in kızlarının en küçüğü ve son
çocuğudur. Hz. Ali (K.V.) ’in eşi ve Hz. Hasan(R.Anh) ve Hüseyin’(R.Anh) in anneleri
olarak Rasûlullah(S.A.V) ’in dünyada neslini devam ettiren evlâdıdır.
Hz. Ali(K.V.) ve çocuklarıyla Ehl-i Beyt’i teşkil eden ümmetin hanımlarının seyyidesidir.

O, hassas rûhlu, zayıf yapılı idi. Yaşından beklenmeyecek derecede yüce bir ahlâka
sahipti. Üstün bir zekâsı, halîm ve selîm bir yapısı vardı. Son derece mütevaziydi. Söz
ve davranışlarında vakurdu. Çok az konuşurdu. Ağzından çıkan sözler inci danesi gibi
hikmetler saçardı. Cömertti, zâhidâne yaşamayı severdi. Ev işlerinde maharetli ve
becerikliydi. İki Cihân Güneşi Efendimizin(S.A.V) bir parçası ve kalbinin meyvesiydi.

Hz. Âişe (R.Anhâ) annemizin bildirdiğine göre insanlardan Rasûlullah (S.A.V) ’e en sevgili
olan Hz. Fâtıma(R.Anha) idi. O İçeri girdiğinde, Efendimiz(S.A.V) ayağa kalkar ve onu
kendi yerine oturturdu. Bir sefere çıkarken veya seferden döndüklerinde önce mescide
girer, iki rekat namaz kılar ve sonra sevgili kızına uğrardı. Onunla bir müddet sohbet
ederdi. Hz. Fâtıma(R.Anhâ) da babacığını çok seviyordu. Onu gölge gibi tâkip etmek
istiyordu. Uhud savaşında babacığının yaralandığını duyunca bütün tehlikeleri göze
alarak yanına vardı. Yanağına doğru akan kanı temizledi ve kül bastırarak durdurdu.
Yarasını tedavi etmeye çalıştı.

Hazret-i Fâtıma(R.Anha) ’nın hayatı, kıyâmete kadar gelecek İslâm kadınlarının
örnek alacağı ibretlerle, ahlâkî meziyyetlerle doludur. O’nun evliliği, çeyizi, ev
işlerindeki becerisi, mahareti, beyine karşı samimi, sevgi dolu hizmetleri, komşuluk
münasebetleri, ilmi, irfânı ve yardım etmedeki cömertliği günümüze ışık tutmaktadır.
O, eşyanın kölesi, hizmetçisi olmadı. Allah(c.c.) ve Rasûlünün(S.A.V) sevdiği yolda
samîmî kul olabilmek için gayret etti. Hayatını bu hedef ve gâye içerisinde geçirdi.

Hz. Fâtıma (R.Anha) vefât ettiğinde geride gözü yaşlı sevgili kocası Hz. Ali(K.V) ve beş
çocuk bıraktı. Hasan 8; Hüseyin 7; Ümmü Gülsüm 5; Zeyneb 3; Rukiye 2
yaşlarındaydı. Üç ablasının ismini, üç kızında yaşatmak istemişti. Kendisi de 28
yaşlarındaydı. Bir çocuğu da(Muhsin) küçükken vefât etmişti.

Hz.Fâtıma’(R.Anha) nın künyeleri; Ümm’ül Hasan, Ümm’ül Hüseyin ve Ümm’ül Muhsin’dir.

Mübârek Lâkabları; Zehra ve Betül’dür. Zehra; 'Ak yüzlü, parlak, ve aydınlık yüzlü,
nurâni kadın', Betül ise; 'Dünyevi heveslerden uzak, ibâdet için kendisini Allah’(c.c.) a
yönelten, iffetli ve namuslu kadın' anlamına gelmektedir. Sıddıka; 'Gerçekleyen, özü
sözü tam gerçek olan', Mübâreke; 'Kutlanmış, kutlu olmuş', Tâhire; 'Tertemiz',
Zekiyye; 'Arınmış', Râziye; 'Allah’tan(c.c.) râzı olmuş', Marziye; 'Allah(c.c.) râzılığını
kazanmış', Muhaddise; 'Allah ilhâmiyle söz söyleyen', Seyyide; 'Kadri yüce ve ulu'.

Rabbim, bizleri şefeâtlerine nâil eylesin İnşaAllah, âmin.

İlhami Erdoğan
Kayıt Tarihi : 25.12.2008 20:08:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!