Haymatloss Devrim Şiirleri

1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Haymatloss Devrim

Başımdaki rüzgarlar, geleceğimi sokak aralarına itiyor. Kaybedip, daha sonra mutlu sona tekabül eden basit cümleler, yaşamı renklendirmeye yetmiyor. Her gün gittiğin yol, her gün başka görünme şansına sahip. Yanından geçen insanların suratına bakıp, sen de onlar gibi mutsuz olmamak için bir nedene sahip değilsin. Huşu içinde yüzdüğümüz denizin, sakin görüntüsüne aldanıp boğulunca da çıkan isyanlar, eski bir arabanın seni yolda bırakması kadar gerçek. Bir sebepten dolayı, içinde yenemediğin heyecan, bir tepkisizliğin vücuduna yavaş yavaş hucüm etmesi gibi. Bazen, bir şey yaparken çok sıkıldığını hissedersin ve tüm gün boyunca kendini uyuyormuş gibi hissedersin. Renklendirmek için üretilen, alkol ve uyuşturucu ayrıca seks, aynı tempoda hissetmeni engelleyemez. Çoğu insan çekirdek yiyor ve çoğu insan mutlu olmak için sabahları koşuyor, yeşilliklerin içinde. Geceleri, sessizce dururken evinin duvarları arasında, dışarıda akıp giden ve yürüyen, güzel kadınlar ve yakışıklı erkekleri merak edip, duvarlarından da çıkıp onlara katılasın gelir ama, tam pantolonunu giyerken, bundan da vazgeçersin. Vazgeçmek o kadar kolay ki, uğraş gerektirip yorulmayı sağlayan her eylem, boşa akan ter damlaları gibi. Güneş fazla ısttığında ve kalabalık içinde, sıkışıp nefes alasın gelmişken, hep gökyüzüne bakarsın. Yüzün yukarı bakarken, güzel görünür belki, bilmediğin insanlara. Huzur ve sakinliğin adı konulup, içeriği tam belirtilmemişken, bir telaş için kavuşmak için beklenen anlar, hep güzel olmuyor. Daha uzun ve daha güzel bir yaşamın şifrelerini, masa altından çıplak ayakla vücuduna enjekte ederken, baş dönmesine yol açan anların, mide bulantısı kalıntılarında, pişmanlık ensendeki nefesin sahibi olarak kendini gösteriyor, karanlıklar içinde. Bir dağ yolunun, tozlanmış taşları arasında, seni bekleyen yeşillerle çevrili evler içerisinde, yüksek dozda uyuşturucu tüketiliyor. Herkesin yalnız ve kimsenin sevişmediği mahallede, 24 saat açık dükkan, kapılarına kilit vurdu. Her şeyi tüketmekten büyük zevk alırken, kendimi görmekten hiç zevk almıyorum. Birbirine yakın kelimelerin, başka anlamlara sahip olması gibi, istedikçe uyanamamaktan yoruluyorsun. Bir şey yapmadan yaşayanlar ve bir şey yapılmadığı için kızanlar, maden ocaklarında, geleceğini ısıtıyorlar. Toprağın altında, yaşayandan daha çok sayıya sahip olan ölüler, aralarına katılmanız için, her zaman bir yer açma kibarlığını gösteriyorlar ve dinlerken zevk aldığın şarkının sözlerini ezberleyemediğin için, seninle dalga geçenler, konuşurken kelimelerini unutmaya devam ediyor. Dünya’nın sorunlarına kafa patlatan ve odalarında kafasını güzel yapmaya çalışan, akıllı ve geleceği temsil eden gençler, güzel kadınların telkinlerine göre, kendilerine yeni imajlar bulmaya devam ediyor ve aramızdaki en şanslılar, hepimizden çirkin olanlar. Utanmadan dans edenler ve utanmadan şarkı söyleyenler, karanlıkta kendini gizlerken, gizlenmenin verdiği rahatlıkla, gözlerini kapayıp, hayaller kurmaya devam ediyorlar. Yaranın kabuk bağlamaya yüz tutup, kaşınmaya başladığı zamanlarda, sevişmekten vazgeçenler, sadist korkularını, japon filmleri izleyerek dindirmeye çabalıyorlar. Hep denilen ve denilmeye de devam edecek olan mutsuzluğumuz, ölürken sinire dönecek. İstemediğimizi söyleyip, kopamadığımız hayatlarımız yüzünden, sistem bizi bir düzene sokmaya devam ediyor ve okulları yakanlar, yarının kahramanları, bugünün düşmanları olarak adledilmeye devam ediyor. Apansız bir uykunun, en derin yerinde, başka bir sıcak vücudun ihtiyacına mağlup olanlar, başkalarının kelimeleriyle zevk almaya devam ediyor ve taşeron sevişmelerden üreyen, mutluluklarımız, piç gibi ortalıkta dolanmaya devam ediyor. Bir kere de bir amacımız olmasın, ne olur? Sırf istediğimiz için yapmadığımız ama yapıldığında olacakların merakıyla geçen zamanların yoksunluklarına dair söylediğimiz şarkılar, başka bir baharın müjdecisi. Uzun, çok uzun bir cümle sonrasında, aldığın nefes gibi, kendine ihtiyaç duyduğun zamanlarda, başına bir şey gelmediği için mutlu olanların oluşturduğu gruplarda, istenmeyen insanların oluşturduğu ülkeleri, daha sonra yaşamak amacı olarak sunanların yanında, herkesin pislik ve herkesin masum göründüğü zaman dilimlerinde, beraber çıplak kalmayı teklif ediyorum. Birbirimize göstermedikten sonra hünerlerimizi, yetenekli olmanın kime faydası var ki, bir soğuk yatakta sıcak sevişmelerin mimarı olmak varken, kaybetmeye tekabül eden tüm yolların aslfaltında,methiyeler düzülen her türlü güzelliğin en güzel yerini sikmek herkesin hakkı. Bu yüzden de, sunulan ve sunulmaya devam edecek algı oynamaları içerisinde çok yalın bir şekilde, bir şey söylemek istiyorum: Çok mutsuzum ve yapacak hiçbir şeyimiz yok ve benim de umurumda değil, gelen giden, olanlar… Yaşıyoruz işte, daha ne olsun!

Devamını Oku