Bu ben değilimm biliyorum., çoktann sen olmuşumda sen bunu göremiyorsun, armudun sapı üzümün çöpü var diyorsun, bana karışma! benisorgulama! ben yaparım beni değiştiremezssin boşuna uğraşma! diyorsun ama sen yapma sen yaparsan ben giderim buralardan diyorsun ben seni çok sevmekten başka ne yaptımda bukadar üzerime basa basa eziyorsun bu yüreğimi sonrada ben çok seviyorum diyorsun... öyle yaa benim hiç bir söz hakkım yokken ben kimiim kii seni sorgulama yada kıskanma hakkına sahip sanıyorum kendimi ben kimim ne haddimede senin sözünden çıkıyorum... Ben kimimde seni ne hakla bu kadar çok sevmişim hangi sıfatla bukadar sahiplenmişim de bazı haklarım olabileceğine inandırmışım kendimi...benimkide sevgimi
Seni seviyorum...
...Beni sev demekti aslında. Senin ruhunda da benimki gibi bir ihtilal olsun, senin yüreğinden de kan aksın demekti. Sevdayı sen de tat ve zehir damarlarındaki kanı tatsın demekti.
Her seviyorum deyişinde sudaki aksine sarılmaktı aslında...Kendini eksik olanla tamamlamaya çalışmaktı.
Daha da acısı gerçek değildi bu. Bu yalan değilse bile bir hezeyandı.
Göğün birinci katında kalmaktı.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta