05.12.1997 tarihinde dünyaya geldim. Şu an üçüncü sınıf öğrencisiyim.
Yazmaya ve tiyatroya karşı olan ilgim beni yarışma ve sürekli bir etkinlik içinde olmamı sağladı.
İlkokul üçüncü sınıfta tiyatroyla ilgilenmeye başladım. Çeşitli etkinliklerde tiyatro oyunu yazıp oynadım. Ortaokul yedinci sınıfta “Bir Köy Komedisi” adlı bir oyun yazıp yönetip aynı zamanda başrolünü üstlendim. Sekizinci sınıfta “Sanatla Gülen Yüzler Projesi” kapsamında Tiyatro oyunu oynadım. Sekizinci sınıfta, “Şehit Onur Bak Bak’ı yaşatıyoruz Projesi” kapsamında hikaye yarışması ile Oluşturulan kitapta hikayem yer aldı. Küçük çaplı okul yarışmalarında derece aldım. Lise birinci sınıfta “Öğretmen ve Toplum” Konulu il çapındaki kompozisyon yarışmasında birinci oldum. Lise ikinci sınıfta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kültür Köprüsü Yarışmasında Şiir dalında Karadeniz Bölge İkincisi oldum.
Yine lise öğrenimim boyunca Küçük çaplı yarışmalar ve etkinliklere katılım gösterdim.
Bilgisayar, santranç, halk oyunları, tiyatro vs gibi kurslara katılım gösterdim. Ayrıca kişisel gelişim eğitimleri alıp faaliyetlere katılım gösteriyorum. Sosyal olmayı seven katılımlar gösteren biri oldum öğrenim hayatım boyunca.
Eserleri
BİR KENTİM
Parçalanmış hissediyorum be!
Böylee tâ kemiklerimden,
Kaburgama iliklerime kadar hani.
Nefes nefese acıya kanmış,
Bir duvarın gölgesine sığınmak,
Bir kelimede avunmak isterken;
Sayfalarca aldatılmış.
Koca bir yerde, sıkışmış buluyorum kendimi.
Yabancıları kucaklamış,
Hep aynı hikayede hapsolmuş.
Fırtınalarda yaşamış.
Her şeyiyle kayıp bir kentim,
Garip bir ruh gezdiriyorum;
Buğulanmış sokaklarımda...
Saklanmak istiyorum bir gize,
Bir şiire takılı kalmak,
Satırlarında ıslanmak istiyorum.
Yüreğimde izler taşıyorum,
Tüm çiziklerimi silmek istiyorum...
(Hatice TÜRKOĞLU)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!