Hatice Hamarat Şiirleri

6

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Hatice Hamarat

AŞKTAN BAHSETMEDİK HİÇ!
Bir barakada, tülden tentelerin altında yaşardık. Onun adı, bazen benim yalnızlığım oluyordu. İçimizden ikimiz çıkıyor muydu bilinmez. Ya da hayat yaşam şansı veriyor muydu her birimize? Sorgulamadık gerçeği. Sırtımızda bir pareo ve birkaç şairin destansı şiiri varken, sorgulamak yalnızca Tanrı’nın şiirine yakışacak bir durumdu elbette. Ona mum ve ışığın farkını anlatırken aydınlığın geçirdiği evreleri anlatıyordum. İnsanın gözlerinden dağılan enerjinin bir mum kadar hızlı yanıp tükenmeyecek bir güç olduğunu belki de…
Tuzlu bir tat bırakıyordu güneş tepemizden sızıp elbiselerimize ulaşınca. Bütün duaları eksiksiz ezberlemişti. Yanlışlık ta buradaydı işte! Ezbere yaşanmış aşklar bırakabilirdi geriye. Gerçek ve güzel olan anında kayboluyordu ortadan. Dağılan bulutlar seyrimizi de dağıtıyordu. Ancak ikimiz çoğullaşıyorduk şehirde. Bir kırlangıcın nasıl öttüğünü sorduğumda ona, bana bütün kuşların hayat hikayesinden bahsediyordu. Aklımı kaçırmış olmalıydım, sınırlarını unutmuş insanların sonunu iyi bilirdim. Sırtlarında büyük ve uzun bir kamburla dolaşırlardı. Ve akşam olup karanlık geldiğinde o kambur daha da uzardı. Gölgelerden korkmamıştım yalnızca onların olduğu yerde belki de yaşam alanı kalmıyordu bize.
Bir barakada, tülden tenteler altında susadığımızı unutarak yaşardık. Hiç paramız yoktu ve dostluğumuz da parasızdı. Onun ellerinden küçük çitler yapardı ortaya yaktığımız ateş. Isınmak için çitleri de yakmaya başladığımızda aşkın cinayeti sevdiğini de anlamıştık. Gözlerimiz ikiletmiyordu serseri tavırlarımızı. Tahammül edebileceğimizden fazlasına ihtiyacımız yoktu sanki. Oysa aşk tahammülsüzlüklerin içinde tahammül edebildiğimiz durumlar yaratabilmekten geçerdi. O yol nasıl çetrefilli ve adaletsiz bir yol bunu ikimizin de yırtık ayakkabıları ve esrik yüreği iyi biliyordu.
Aşktan bahsetmedik hiç! Sadece tasviri yapılamamış yüzlerin sahipleri gibi yazarımızın gözlerine kesik bakışlar atıyor, yanıyor, yamalanıyorduk. Bütün sevinçlerimiz hüzünlerimizle gölgelenmişti. Pazarcıların, pilavcıların ve muhallebi dükkanlarının önünde yaşlanıyordu zavallı bedenlerimiz. Şehrin en kirli sokaklarında yaşadığımızdan, aldığımız oksijen de kirli ve öfkeli kan parçacıklarına dönüşüyordu içimizde. Bu yüzden yaşlanıyorduk…
Öpüşmelerimiz korku doluydu. Sanki biri, bir yerlerden ansızın çıkıp gelecek ve dudaklarımızı mühürleyecekmiş gibi dokunuyorduk birbirimize. Durmadan koşturuyorduk ya, hayat durmadan koşturmamızı söylüyor ve zamanımızı satın almak için para kazanmamız gerektiğini söylüyordu ya bize. Biz de hunharca nefes almaksızın savaşıyorduk hayatın içinde. Oysa “”Bazıları” demişti bana “ Bazıları, hayata yaşamak için gelir, biz…Biz yaşlanmak için buradayız”

Devamını Oku
Hatice Hamarat

AVUÇ İÇİ ŞARKILARI
Bıraktığın yer,
Aşkı, sevişilmiş akşamları
Başlamak bıraktıklarından uzanarak
O gizli, ham nesneye
Sürüklenircesine…

Devamını Oku
Hatice Hamarat

Sağanakta dürbünsüz dolaşıyoruz
Bu aşkın bize sunduğu anekdotlar var
Mesela, sen bir çingene kadar kızılsın
Ben kızıllığına dökülüyorum
Alelade ırmakların telaşı kadar vahim

Devamını Oku
Hatice Hamarat

Kıyı
Uzanıp kalmak istiyorum bir ikindi vakti
El değmemiş topraklarına şehrinin
Beyaz elbiseli kadınlar rakı içerken
Bazı şarkılar ölüme hazırlasın bizi
İstiyorum ki çağıldayan bir dudaktan

Devamını Oku
Hatice Hamarat

Bıçak, bırakıldığı yerde tehlikeli
Elinde bir hiç!
Yaralanmış olanların günahları beklemekte
Zaman o bıçağı düşürecek
Cinayetin ve cennetin gölgelerine
Olmadık yerlere koyduğun için ellerini

Devamını Oku
Hatice Hamarat

Karanlık değil, gözleri sadece
Sessiz olunca ölmeyecek sanıyor dudaklarını
Dudakları nota
Kim bilir kimler için çalınmış yıllarca
Dudakları cellatların o sitemli sesi tanrıya
Uyumak, uyumak tek dertleri

Devamını Oku