Yıkıldı gönül sarayım, bir nakış kalmadı
Göz dışarı baktı durdu, içe bakış kalmadı
Nefis aldı yürüdü, ar ile hayâ kalmadı
Güvenecek bir dostum, bir yoldaş kalmadı
Söz Hak’tan ayrılınca tadı tuzu kalmadı
Gülüşüyle girer olduğu yere,
şakası yeter yer bırakmaz kedere.
Cana yakındır, gönlü pek geniş,
Aytekin gelince muhabbet gelir her yere
İki kız babası, yüreği yufka,
Eğri olsam yay gibi
Elde tutarlar beni
Doğru olsam ok gibi
Hedef yaparlar beni
Doğruluk yük sayılır
Atar durur enişte
Boş buldu mu meydanı
Bir başlar susmaz artık
Doldurur dört bir yanı
çay gelmeden coşar
Ararım seni her yerde.
Düşürdün beni derde.
Gel artık insafsız yar.
Beklerim aynı yerde.
Herkese bir lakap takar
Sonrasına keyif çakar
İnsanı insana o katar
Onun adı Ethem Ağa
Dili iğne, sözü şaka
Ferman üstüne ferman.
Elektrik, su, doğalgaz…
Ocak sönmüş,
zam kapıda her akşam.
Sayaç döner deli gibi,
Emekliysem gariban mıyım,
İkinci sınıf insan mıyım?
Siz sefa sürerken bugün,
Bu yurtta sığınmacı mıyım?
Emek kutsal derler idi,
Kula hakkın dururken göğe açarsın eli,
Kalp pas tutmuşken beklersin ilâhî tecelli.
Tohum yok tarlanda, ürün ister gözlerin,
Haktan konuş hikmet dolsun sözlerin
Nefsini aradan çek, gönlü meydan eyle,
Gönül gel, seninle biraz gezelim,
Eski maziyi sessiz seyredelim.
Ne günler geldi geçti fark etmeden,
Şimdi hepsi hayal… neyleyelim?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!