Harun Yıldırım 2: Hayatı, Biyografisi, E ...

229

ŞİİR


33

TAKİPÇİ

HARUN YILDIRIM 2 HAYATI

Harun Yıldırım Biyografi

Şiire Adanmış Bir Ömür, Vatan Sevgisine Yazılmış Bir Destan

1969 yılının zemheri aylarından birinde, Anadolu’nun sert rüzgârlarının ve karla örtülü dağlarının arasında, Isparta’nın Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Belceğiz köyünde dünyaya geldi Harun Yıldırım.

Belki daha çocukluğunun ilk günlerinde, Anadolu’nun o kadim sessizliği kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Çünkü bazı insanlar dünyaya yalnızca yaşamak için gelmezler; gördüklerini, duyduklarını, yüreklerinde taşıdıklarını kelimelere emanet etmek için gelirler. Harun Yıldırım da o emanetin peşine henüz dokuz yaşında düştü.

Şiire attığı ilk adım, çocukluk yıllarında filizlenen bir sevdanın habercisiydi. O günden sonra şiir, onun için yalnızca mısraların yan yana gelmesi olmadı. Şiir; memleketin kokusu, gurbetin sızısı, bayrağın gölgesi, şehidin toprağa düşen kanı ve Türk dünyasının asırlardan süzülen hatırası oldu.

On bir yaşında sazla tanıştı. Telin titreyişinde Anadolu’nun sesini, ezginin içinde milletin hafızasını buldu. Gençlik yıllarında katıldığı yarışmalarda elde ettiği birincilikler, onun sanat yolculuğunun ilk nişaneleri oldu. Fakat aldığı ödüller kadar, gönlünde büyüttüğü sanat ve memleket sevdası da onu yıllar boyunca diri tuttu.

Hayat ise insana her zaman doğduğu toprakların yollarını takip etme imkânı vermez.

On sekiz aylık askerlik vazifesinin ardından Harun Yıldırım’ın yolu gurbete düştü. Ekmeğinin peşinden Fransa’ya uzanan bu yol, onu doğduğu topraklardan uzaklaştırdı; fakat Anadolu’yu gönlünden çıkaramadı. Çünkü insan bazen vatanından uzaklaşır, fakat vatan insanın içinden uzaklaşmaz.

Gurbet yıllarında ekmek mücadelesini sürdürürken kalemini de elinden bırakmadı. Şiiri, sanatı, vatan ve bayrak sevgisini beraberinde taşıdı. Fransa’da yaşayan bir gurbetçi olarak yalnız kendi hayatının değil, binlerce gurbetçinin taşıdığı hasretin de sesi oldu.

Harun Yıldırım’ın kalemi zamanla yalnız şiirin değil, hikâyenin, romanın ve tarih şuurunun da hizmetine girdi.

Bugüne kadar iki şiir kitabı, bir hikâye kitabı, bir roman ve otuz dört antoloji eseriyle edebiyat dünyasında yer aldı. Bunun yanında, Türk dünyasının ortak acılarından biri olan şehitlik makamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla hazırladığı “Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir” çalışmasıyla şehitlerin hayatlarını, hatıralarını ve geride bıraktıkları izleri kaleme aldı.

Bu çalışma, yalnızca bir edebiyat faaliyeti değil; aynı zamanda bir hafıza çalışmasıdır.

Çünkü tarih yalnız büyük savaşlardan ve büyük zaferlerden ibaret değildir. Tarih, ismi bir mezar taşında kalanların; annesinin gözyaşında, evladının özleminde, milletinin hafızasında yaşayanların hikâyesidir.

Harun Yıldırım, bu anlayışla kalemini Türk coğrafyasının dört bir yanına çevirdi.

Vatan sevgisini yalnız doğduğu toprakların sınırları içerisinde görmeyen Yıldırım, Türk dünyasını geniş bir gönül coğrafyası olarak kabul etti. Koordinatörlüğünü üstlendiği “Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir” serisinin üç cildinde Türkiye’nin şehitlerini; iki cildinde “İki devlet, tek millet” anlayışıyla Azerbaycan şehitlerini; bir cildinde ise Türkmeneli şehitlerini ele aldı.

Böylece Anadolu’dan Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türkmeneli’ne uzanan bir gönül köprüsü kurdu.

Kalemiyle sınırların ötesine geçti; acıları, kahramanlıkları ve ortak tarih şuurunu aynı sayfalarda buluşturdu. Onun için Türk dünyası, harita üzerindeki çizgilerden ibaret değildi. Aynı tarihin hatırası, aynı millet şuurunun farklı coğrafyalardaki yankısıydı.

Bu eserlerle şehitlerin hatırasını yalnız bugüne değil, yarınlara da emanet etmeyi amaçladı.

Harun Yıldırım’ın şiirleri de bu anlayışın izlerini taşımaktadır. Birçok şiiri bestelenmiş; Türkiye ve Azerbaycan’da kıymetli sanatçılar tarafından seslendirilmiştir. Böylece kelimeleri yalnız kitap sayfalarında kalmamış, ezgiye dönüşerek gönüllere ulaşmıştır.

Şiirleri çeşitli eserlerde ve antolojilerde yer alan Yıldırım’ın edebî çalışmaları, farklı ödüllerle de takdir edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ön sözünü kaleme aldığı bir şiir kitabında şiirlerinin yer alması da sanat hayatındaki önemli hatıralardan biri olmuştur.

Fakat bazı insanlar için ödül, yolun sonu değildir.

Asıl mesele, geride bir iz bırakabilmektir.

Bir mısra bırakmak...

Bir hikâye bırakmak...

Bir şehidin adını unutturmamak...

Bir çocuğa vatanın ne demek olduğunu anlatabilmek...

Ve en önemlisi, insanın kendisinden sonra gelecek nesillere bir gönül mirası bırakabilmesidir.

Harun Yıldırım’ın sanat yolculuğu da böyle bir mirasın peşindedir.

Belceğiz köyünün karla kaplı yollarından başlayan bu hikâye, bugün Fransa’nın gurbet yollarından Türk dünyasının uçsuz bucaksız coğrafyasına kadar uzanmaktadır.

Bir yanda sazın teli...

Bir yanda şiirin mısrası...

Bir yanda gurbet...

Bir yanda vatan...

Ve bütün bunların üzerinde, şehitlerin aziz hatırasına duyulan derin bir vefa...

Harun Yıldırım, kalemini bu vefanın emrine vermiş bir sanat insanıdır.

Onun eserleri, yalnız bugünün değil, yarının da hafızasına bırakılmış birer emanet olarak görülmelidir. Çünkü milletlerin ömrü, yalnız yaşadıkları günlerle değil; geçmişlerini nasıl hatırladıkları ve geleceklerine ne bıraktıklarıyla ölçülür.

Daha yazılacak nice şiirleri, anlatılacak nice hikâyeleri, tarihin sessiz sayfalarından çıkarılacak nice kahramanları olduğuna inanıyoruz.

Dileğimiz odur ki Harun Yıldırım, kalemini ve sazını aynı inançla taşımaya; Türk tarihine, Türk edebiyatına ve Türk dünyasına yeni eserler kazandırmaya devam etsin.

Çünkü bazı kalemler mürekkep ile değil, hatıra ile, vefa ile ve sevda ile yazar.

Harun Yıldırım’ın kalemi de nice yıllar;

Vatan için, millet için, bayrak için,
şehitlerin aziz hatırası için
ve Türk dünyasının ortak sesi için yazmaya devam edecek .




Eserleri


Güller diyarından şiirler
Islak kaldırımlar
Bir avuç buğday
Kızıl saçlı akreb
Bir şehit Bir öykü Bir şiir