1976 istanbul doğumluyum. henüz 3 yaşında iken sivasa gitmişim ailemle. ilk okul orta okul ve liseyi sivasta okudum. (Sanki daha sonrası varmış gibi) neden şiir yazdığımı bilmiyorum, nerede yazdığımıda. Hiç belli olmuyo bazan yolda bazan motosiklette bazan gece uyanıp yazıyorum. 170 sayfalık bir roman denemem var şahsen benim içime sindi ama değelendirecek kişilere ihtiyacım var., daha bir sürede burada kalacağım sanırım. ne demeli bilmemki şiirleri ve şiirle uğraşanları seviyorum.
Eserleri
eserleri derken büyük üstadların yanında hatta hatta bazı amatör diyen kişilerin yanında bizim yaptığımız karalamara eser denirmi bilmem ama elimden geldiğince kalemim yettiğince yazdım hepsinin ismini yazmamda uzun sürer ara ara ekleyeceğim sayfama. ama adsız isminde bir bitmiş romanım ve şu an üstünde bir kaç aydır çalıştığım ikinci bir denemem var.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!