Bir dağ köyünden gelmişti Hamza komşu. Doluştular Kağnısına babasının, bir horanta,şehre doğru yol aldılar. En uzak yollardan şehire gelip, en ücra köşesine şehrin, pılı pırtıyı bir kenara koydular.
Gerçi bir şeyleri yoktu ki, iki mitil bir Şitilden başka. Muşamba tuttular önce dört direğin üzerine. Hep birlikte doluştular. Bir kuyu kazdılar hela diye, Çar çaputla kapattılar. Bir yaz günüydü geldikleri, lamba yapıp ay dedeyi gökyüzüne baka baka yattılar.
Yokluk bir yana Hamza'nın, irili ufaklı bir de altı çocuk Hamza'nın eline baktılar. Aş ekmek istediler, yoksulluk namına ne varsa, Hamza’dan selamını eksik etmediler.
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta