Gel hamal baba,
Gel kardeşim,
Eğil şöyle önümde taşlara dayayarak ellerini,
Sırtına yükleyeyim şu çile sandığını,
Üstüne bir sandık, bir sandık daha,
Sonra hüzünlerimle dolu şu valiz,
Üstüne ayrılıklarımla doldurulmuş şu bavul,
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta