Gecenin bir vakti şafağı ararken gözlerim
Elektirikler kesildi yarım kaldı şiirlerim
Ceyranlardan ne istedin de hele
Ehtiyarlıktan bastonları kırmış dizlerin
Yaradan eli maşalı bir nine vermez ki sana
Elinden tutup geçirsin seni karşıya
Nineme bulamadım takma dişli bir dide
Elinde bastonu savurur kuru sıkı kurşunu
Ninem hiç sevmez dedikodu hiç yoktur öyle kötü huyu
Elinden gelse vurucak sağı solu aman ninem şeytan dolduru
Ciğerinde kalmadı hava yolu Rabbim sen bizi koru
İşi gücü yok baston savurup duru
Abla yanlız adamla uğraşıp durursun
Sal gitsin bırak allahından bulsun
İkizim var diye iki hesapla gezip durusun
Yahu sen bizi ne gandırıyosun
Eh be abacım düğün dernek hiç bitiremiyosun
Vakit tamam… Yanı başımda sessizce oturmuş ayrılık,
Ne bir kelimeye gerek duyar, ne bir gözyaşına şaşırır.
Benim yüreğimse bu feryatlara çoktan alışmış,
Çünkü her ayrılık, senin gidişine benzeyen bir başka yara taşır.
Sensizliğin ağırlığı çökerken omuzlarıma, zaman usulca akıp gidiyor. Saniyeler bile senin yokluğuna alışmış gibi, her biri canımı biraz daha acıtıyor. Yanı başımda duran bu ayrılık, bana seni anlatıyor; sessizliğiyle, sertliğiyle, kaçınılmazlığıyla… Onu kovmaya çalıştıkça daha da yerleşiyor içime.
Ben bana ait olmayan düşlerde büyüdüm,
Başkalarının yarım umutlarını giydirdiler üstüme.
Adımı hiç anmadı mutluluk,
Ben hep sıradaki acı olarak çağrıldım hayata
Sevinç hep başkasının cümlesiydi,
Biraz ben…
Susmayı öğrenmiş cümlelerimle
Adını içime gömen bir yalnızlık.
Biraz sen…
Bakışlarında sabaha yakın bir umut,
Kırgın ama vazgeçmeyen bir kalp.
Çok eski bir yanını özlüyorum artık…
O yanını, bana umut veren bakışlarını, içimi ısıtan sesini, dünyayı daha renkli gösteren gülüşlerini…
Zamanın ellerinden kurtaramadığım bir yanını özlüyorum.
Sanki seninle birlikte bir parçamı da yıllar öncesinde bıraktım.
Ellam siz gırşeherlisiniz, şiir okumayıda eyi bilirsiniz
Sarımsak döveci ile hoş bi hasbihal edersiniz
Malûm siz gırşeherlisiniz
Amman dikkat sevim tizeden azarı yersiniz
Hanım hanım siz neylersiniz
Geri dönmeni beklemiyorum artık…
Çünkü içimde seninle vedalaşan bir yan, çoktan kabullenmiş yokluğunu.
Adını fısıldayan rüzgârlara bile kızmıyorum, çünkü biliyorum:
Sen bu şehirden, bu hayallerden, bu yürekten çoktan gitmişsin.
Ama bari…
Güzel Hatırla Beni Sevgili
Güzel hatırla beni sevgili…
Bir şiirin içinde bıraktım seni. Kelimelerden dokuduğum bir düşte, zamanı unuttuk. Seninle geçen o eski, ama sanki dün gibi taze olan anıları yavaşça sayfalara sardım. Şimdi o sayfaları yalnızca rüzgar karıştırıyor; her yaprak bir hatıra, her satırda senin gülüşün saklı.
Bir zamanlar "biz" diye başlayan cümleler kuruyorduk. Şehirler geçiyorduk birlikte, kahvemin şekeri bile seninle daha tatlıydı. Her sokak lambasında elini ararken, geceyi yıldızlara değil, gözlerine emanet ederdim. Şimdi o sokaklar aynı, lambalar aynı… Ama elimde yok artık senin avuç içi kadar sıcak bir umut.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!