Çiçekler eğmeden boynunu
Güze çalmadan melodilerin tonu
Değmeden yüreğime
Bin yıllık bir öykünün
Karanlık tortusu
Al şu canımı al da kurtul
Neden kuşlara öyle hayranlıkta bakıyorsun arkadaş biliyor musun?
Çünkü adımların onların kanat çırpışları kadar cesur değil
Göz yaşları akan insanları ve cansız onca bedeni görüp
Bana açıklayamadığın onca anlamsız ideolojik saçmalıklara devam edip
Her sabah bir başka ülkeye uyanacağını mı hayal ediyorsun
Üzgününüm sen bana mantıktan söz etme
Sen güneşi görmek için bulutları yok ediyorsun
Birine körükörüne bağlanmak değildi
Kötü olan şey
Ya nasıl sevecektik ki
Gözü kara olmak gerekti elbette
Aşk bu, kar zar hesabı değildi ki
Sana ait ne varsa
Bir kâğıttan geminin içine koyup
Saldım gün doğarken
Nehir yatığına
Bulutlar geçerken gökyüzünden
Ben sen gibi değilim diye
Beni kendin gibi yapmaya çalışma
Her tür çiçeğin arasında en iyisini bulmaya uraşma
Hiç bir farkın yok ötekinden
Boşuna kendini kral sanma
Benim seni nasıl sevdiğimi
Nerden bileceksin ki
Senin için dökülen gözyaşlarımı
Nasıl göreceksin
Ben sen diye ölürken
Çektiğim hasreti
Ne zor imiş beklemesi
Durup çaresizce boynu eğik gezmesi
Unutup sözcükleri ne kolay imiş
Sırtını dönüp gitmesi
Ne garip imiş yurduna el olması
Bütün sözcüklerin kıyısında durmuşum
Tüm telaşlı çabaların
Tüm seslenişlerimin çığlığı
Sessiz bir duraksamada
Ne öyle duruyorsun diye
Sesleniyorsun sen bana
Ölmek için güzel bir sebebin olsun dedi
Öyle sıkıntıdan dertten yanıp
Yılmadığın bir anda hayatan
Gel dedi tanrı
Tamda hayattan zevk almaya başlarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!