Türkiye Büyük Millet Meclisi
23 Nisan 1920 günü açılmış.
Atatürk; demokrasi için,
Bu bir başlangıç olsun demiş.
Kutsal bir emanettir bu tarih,
Bu bir aşk masalıdır.
Aşkı bitti, masalı kaldı.
Bu masal bir süre anlatılır.
Sonra, elde bir hiç kalır.
Gençliğimizi hayallerle süsledik.
Bu yıl yaz geç geldi.
Varsın gelsin, geldi ya.
Soğuk rüzgarlar esti baharda.
Tomurcuklar yitip gitti,
Birliktelik sürmedi dallarda.
Bazıları direndi, benim gibi.
Hani nerede o içimizdeki sevgi,
Dağıttıkça çoğalan?
Bize öğretilen doğrular,
Ne zaman yanlış oldular?
Dünyanın merkezinde durup,
Hoş geldin bebeğim.
Bize dünyayı verdin.
Yumuşacık teninle,
Masum gözlerinle,
Ufacık bedeninle,
Çok mutluyuz seninle.
Yılları ben eskittim,
Yıllarda beni.
Oysa gönlümüz umut dolu,
Yollar ne uzundu.
Yürüdükçe yollar bitti,
Umutlar tükendi.
Güneşe söyleyin bugün biraz geç doğsun.
Uyandırmasın erkenden yorgun İstanbul’u.
O şimdi sanki uzun bir geceden geriye kalan,
Yıllanmış ama gururlu bir yosma gibi uykulu.
Ada vapuru yanaşınca Bostancı’ya erkenden.
Akşam olup da bazen,
Karanlıklar sarınca bedenimi,
Kulağıma gelir hep aynı
Hicazkar melodi.
“Geçmişte yavaş yavaş günün minesi soldu”
Alır götürür geçmişe beni.
Yağmur çiseliyordu.
İri iri baktın.
“Ayrılmamız gerekiyor” dedin.
Sordum, sebebini söylemedin.
Gözlerin dolu dolu.
Uzun kirpiklerin sanki ıslak.
Hiç tanımadığın birine üzülebilir misin?
Gözyaşlarını saklamadan akıtabilir,
Dertlerini içten paylaşabilir misin?
Gözlerinin içine bakıp,
Sıcak bir “Merhaba” diyebilir misin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!