Cankirida dogmus bos zamanlarinda okumayi seven bir insanim
Eserleri
Bozuk zamandayız yüzler maskeli
Sultanlık yapar saray soytarısı
Fareye kedi diyerek eder yemini
Hakkın karşısında tutar safını
Nerde kaldı islamın yüce ahlakı
Sahtekarlık yapmak çağın modası
Bir sözün ardında on yalan gizli
Emanete bekçilik yapar harami
Beyefendi olur zorbanın ismi
Saygıyla karşılarlar şeddeli zalimi
Nerde kaldı islamın yuce ahlakı
Menfaatçi olmak çağın modası
Kargayı bülbül diye satarlar
Menfaat için çanak yalarlar
Yalakalıkta sınır tanımayanlar
El ayak öpmeyi şeref sayarlar
Nerde kaldı islamın yüce ahlakı
Benlik putlari çağın modası
Allamelik yapar dinden bir haber
Mü'mine düşman olur şeytana asker
Iki dogrunun yanına bir yanliş ekler
Putları kırdım der başka putlar diker
Nerde kaldı islamın yüce ahlakı
Bellamlık yapmak çagın modası
Müslümanda olmalı edep ahlak haya
Rızkını aramalı bakmamali harama
Iman bayrağını dikerek en yüce burca
Klavuzu olmalı Hatem-ül Enbiya
Budur işte islamın yüce ahlakı
Müslümanım diyen kişi böyle olmalı
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!