Kahvenin telvesinde
adını aradım.
Fincanın dibinde
yarım kalmış bir gece,
dilimde sana değememiş
bir ses vardı.
Sesleniyorum sevgili,
ses ver.
Nikotin zifirisi geceden
söküp aldım kendimi.
Dumanımda eski yüzler,
külümde söylenmemiş sözler…
Sonra
papatya göbeği bir güne doğdum.
Güneş sarısını sürdü yüzüme,
bir kuş geçti içimden,
kanadında sen.
Sende aydım,
gün oldum.
Bir çocuk bıraktı kırmızı balonunu,
gökyüzü aldı götürdü.
İpinin ucunda
küçücük bir el kaldı havada.
İstasyonda bir tren kalktı.
Kadının avucunda sararmış fotoğraf,
fotoğrafta genç bir adam,
gülüşü yıllara dayanmış.
Tren uzaklaştı.
Kadın fotoğrafı çevirdi;
arkasında iki isim,
bir papatya izi.
Rüzgâr kâğıdı kıpırdattı,
kadının saçlarına ak düştü sanki.
Papatyalar elinden kaydı,
rayların arasına dağıldı.
Bir tren daha geçti üzerinden,
beyaz yapraklar uçuştu
kuşlar gibi.
Benim kirpiklerime kondu biri,
ıslak.
Ne zaman sana baksam
bir yerinden dünya eksiliyor,
bir yerinden sen çoğalıyorsun.
Kahvem soğudu.
Telve dibe çöktü.
Penceremde bir papatya,
yüzünde güneşin son sarısı.
Sesleniyorum sevgili,
ses ver.
Gün akşama döndü.
Gölgeler uzadı duvarlarda.
Benim içimde
sana açılan bir sabah var.
Bir gün adımı unutursan
fincanın dibine bak.
Bir telvenin kıvrımında,
bir papatyanın sarı kalbinde…
Belki orada bulursun
dumanımdan kalma bir gökyüzü.
Ben sana
geceden değil,
bütün geceleri aşarak
doğdum sevgili.
Sende aydım,
sende gün oldum.
Hüseyin Erdinç
Hüseyin ErdincKayıt Tarihi : 24.10.2026 01:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!