Aslında Gülenaz hâlâ memleketinden kopabilmiş değildi. Kolay mıydı bir anda bir kültürden kopup yenisine hemen alışabilmek. Kocası da zaten istemiyordu pek fazla Almanya'ya alışmasını. Ne de olsa kendisi bir Türk erkeğiydi. Olur mu öyle kıçı başı açık sokaklarda dolaşsın eşi. Gülenaz'ın da öyle açık giyinmeye hevesi de yoktu. Ama bazen komşunun kızına imrenmiyor da değildi. Daha kendisi de onun kadar yoktu bile. 16 yaşında evlendirildiğini düşünür ve oyuncak bebekleri çok severdi. Yaşıtları burada süslenip gezerkeno genç olmadan kadın olmuş, eve kapatılmıştı. Kendi kendine süslenip gezen yaşıtlarına maniler yazardı.
basma fistan yok mu kıçın örtecek
ayıp günah bacım erkek görecek
aha da şimdi eve baban gelecek
dayak bilmez miydi sizin babanız?
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Umarım birgün sukunluğumuzögümbür gümbür çığlık olur.Kutluyorum.
Duyarlı yüreğe saygılar...Buna benzer cok öykü var...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta