Dağların hareketini düşünsem sadece, bulutları, rüzgârı düşünsem. İçim ruhum bir olsa. Bedenimden aykırılık aksa. Aksa dışarı bütün varlığım, varlığın tabiatında haykırsa, doğayı güçlü kılan ne varsa damarlarımdan fışkırsa. Karanlık gündüze karışsa. Gri hayat kurşun kalemden kurtulsa. Dünya sana koşsa, ona koşsa, benden koşsa, sana, yalnız sana. Sen yardım etsen bana. Sana koşsam, benden çıksam seninle konuşsam. Aramanın sevmek olduğu keşfedildiği günden bu yana, herşeyinle keşfini benden, bedenden tamamlasan. Sonra dağlar konuşsa, ben konuşsam sen sussan konuştuklarının haykırışlarına beni şahit etsen. Seni konuşsam senin suskunluğun yetti diyeceğim yerde, yetmedi dedirtsen bana, beni, bana ve sana, bulutlarda gözyaşı akmadığı anda, ben ağlasam, sen onları yanına alsan. Sana, varlığa, doğaya, matematiğe ve kimyaya baksam. Gözlerim görmese, görse sana konuşsa. Yada hiç konuşmasa, konuşmasam dağlarla, hareketleri hareketimi hareketlendirdiğinde hareketsiz kalsam. bir hareket kalsa ben ona şahit olsam. çok olmadı diye düşünsem, hep biraz daha sana, değil bana, ona ve hepsine şahit olsam. izlesem, izlenilmeden izlesem. Sussam, dudaklarım sussa, susasa sana, sen su olsan aksan sadece bir damla yeter bana. Seni, sana bir damladan varlık olsam sana yinede sana, ona konuşsak hepimizi bir arada kalsak varlığın hepimizi bütünleşik cümleler kursan. heyecan yapmadan, paniklemeden, senin korkuna değil de, korkuların senine ulaşmak için çabalasam. Çabalayıp bir cümle bile kuramasam. Sana neyi yazacağımı bile bilmeden, sana ulaşsam. Leyla olsa, Mecnun olsa Leyla Mecnun'a hiç kavuşmasa ama ben sana, ona, seni, onu ve değil kendimi sevsem. Kavuşsam, varlığın Efendi kıldığı Efendilik mi sahiplik mi anlamasam, kaybolmadan hep varolarak hep yanımda, beni ona, sana kavuşturan ne varsa, Dünyada, doğada, toprakta, bulutların üstünde, taşınsam, taşısam biraz da yardım etsen, bir damladan seni Dünya'ya boşaltsam, 3 gün 5 yıl sonra yeniden koşsam, yorulmasam hiç durmasam. Seni, Onu, değil kendimi çok sevsem Dünya'yı seni, onu ve değil kendimi.
..
En gri renklere hapsolmuşcasına
Bir gözyaşı tufanına müptela olmuşum
Eremedim vuslatın tarifsiz tadına
Çünkü 'sensizlik' isimli bir bela bulmuşum
..
-(II) 11.1
dinsin gözyaşı
ayrılık sürgünü bitsin
ve sadece aşk kalsın bize.
..
Yeisli o gözler,hala hazan şarkıları yansıyor…
Süzülen gözyaşı, titreyen dudağını ıslatıyor.
Çözülmez bir bilmece gibisin, canım çöz artık gamı!
Ey can yas tutma,dağıt ufkumuzdan kara bulutları…
..
Dökülen gözyaşı bedende kalacak şekilde değil;
Dökülen her damlanın değerini, duygusunu,
hissedecek şekilde yaşa..
O zaman sevgi yüreğine inanır..
..
Karanlık bir perde çektin hayatıma.
Sonra basıp gittin yüreğimden.
Bir gözyaşı bırakıp, bir yara açıp.
Kaçarcasına, savruldun gözümün önünden.
..
Gözyaşı damlalarım istemesem de damlayacaksa,
Dere,çay ve ırmakların ağzını denize bırakın.
Ayrılık ateşi her demimde beni demleyecekse,
Ruhumun ateşiyle,ateş olmuş denizi de yakın..!
..
Aglatıp güldüreceksen
Gözyaşı döktüreceksen
Böyle boyun büktüreceksen
Sevme sevme beni kara gözlüm
..
2014' ün Mayıs'ında gözyaşı var Soma'da,
Maden altında alın teri, çoğu cansız, çoğu komada.
Gözyaşları sel, insan inansa da, inanmasa da,
Tarihe matem tutacak, enkaz var Manisa'da.
..
Kah bir gözyaşı akar gözden kah dudaklarda tebessüm
Beyaz sayfalarda yazılı olan en değerli şeydir ölüm.
Hatırlar mısın başına gelen tesadüfleri?
Anlaşmak varken nedir dünyadaki bunca zulüm…
..
uzaklardan bir esintiylen geliyordu öpücügü..
ve yanagima degince sicakligi..
hafiften gözlerimde iki damla gözyasi..
aciyorrrr...
..
Bazen derdini anlatmak isterken sözcükler boğazında düğümlenir ya;
Tam bütün acılar bir olup üstüne gelir; İşte tam o sırada:
Bazen Ağlamak o an boğumlanan sözcükler yerini gözyaşına bırakır.
Gözyaşı,Dertler da o an sade sade akar; işte o an gözyaşımızın-sıcaklıgından bellidir,Dertimizin Agırığı.
..
Gözden akmayan gözyaşı vardır
Yürekten damlayan kan damlası gibi
Dudaktan akan su gibi
Buruk bir fısıltı
Elveda
..
Ağlamak güzeldir, gülmek de kezâ
Bir yudum sılaya çekilen ezâ
Ve düşen tek damla gözyaşı ile
Bir kalbe bin tâne kurulur fezâ
(Adana - 19.10.206)
..
Aşık gözünü yumar
Ve işte süzülür bir gözyaşı
Acele eder kavuşmak için yâre
Lâkin kara toprak girer araya
Çeker gözyaşını karanlığa
Bitti herşey derken
Şahlanır bir anda kara toprak
..
Bir mektup yazdım yüreğimden kopan
Sevdiğime hislerimi anlatan
Topladım sümbülleri koydum içine
Büyüttüğüm gülleri, yapıştırdım pul yerine
Özlem vardı mısralarında, gözyaşı ile
Yüreğimi koydum, sevgiliye hediye
..
Orhan bütün karmaşık düşüncelerine,birbirinden daha ızdıraplı günlerine rağmen Maviyi unutamıyor,denediği her kurtuluş formulü onu biraz daha Mavi delisi yapıyordu.Artık bu sevdanın bütün hayatına damga vuracağının farkındaydı,fakat yıllarca hiç olmayacak bir hayali kuracak olmasının bile taşınabilir bir tarafı vardıda,Mavinin sanki hiç bir şey olmamış gibi rahat ve umursamaz olması Orhanı deli ediyordu.Ve bir karar verdi,sevgisini anlamayan,yada böylesi bir sevgiye karşılık bir sefer bile güzel tekbir kelime söylemeyen birine artık daha fazla methiyeler,iltifatlar,dizmek istemiyordu.
Maviye olan sevgisi azalmamış,aksine her geçen gün daha büyümüştü,ama Mavinin bir kez bile şu allahın belası yazını okuyorum,okumuyorum,yazma,yada yaz.dememesi,günlerce antolojiye girmemesi,Orhanı çıldırtıyordu.Vakit bulamamasını falan kabul etmiyordu Orhan.Gecelerce konuşurken vakit bulan insan şimdi birkaç sayfa yazıyı okumaya vakit bulamıyormuydu,buna kimse inanmazdı,tabiOrhanda inanmıyordu.Tek gerçek vardı,Mavi Orhanı unutmuştu,yada zaten hiç sonradan hatırlayacak kadar kaale almamıştı,Orhan sadece kendi kendine gelin güvey olmuş,oturup sevda masalı uydurmuştu,ve masallar bir yerde biterdi,bu sevda masalıda burada bitmeliydi,çünki artık bu hikayeyi devam ettirmek için yazar olmak,şair olmak yetmiyordu,tek kişilik bir aşk hikayesiydi ve bitmesi gerektiği gibi bitecekti,Ardında birkaç damla gözyaşı,yıkılmış hayaller,söylenmemiş şarkılar,şiirler bırakarak gidecekti sevda yeli,
Bu sevdadan Orhana tek kalansa yaklaşık yüz sayfayı geçen bir hikaye olmuştu.Madem o bir yazar,bir şairdi,her yazdığı onun bu yöndeki birikmişlerini oluşturuyordu,serveti yazdıklarıydı,ve yazdıkları hayatının gerçekleriydi.,artık gerçeğe dönme vakti gelmişti.Çünki Mavi kendisininde dediği gibi Orhanın yüreğini seviyordu.Orhanda artık sadece Mavinin yüreğini sevecekti,kendisini bekleyecekti,ama böyle salya sümük ağlayarak değil,sadece geceleri,telefon başında
SON
..
Yüreğimin üzerinden akan soğuk bir sel gibi sen.
Yüreğine kapılıp eriyen bir mum gibi ben.
Sen delice akıp giderken benden,
Sessizce soğuyup, donuyordu bu beden.
Gözlerinin içine bakarak eriyordum ben.
Karşımda gözlerini yummaya çalışan sen.
..
Bir bebek çığlığı çınlıyor kulaklarımda dünden
Bir şarkı ya da bir şiir dudaklarımda bugünden
Bir huzur bir şefkat bekliyorum ama ne dünden ne de bugünden
Gözyaşı olmadan bir hayat istiyorum ben
'Yarının ellerinden'
..
kimsesiz bir yaprak acuçlarımda,
kanadı kırık yavru kuş gibi
bir damla gözyaşı avuçlarımda,
cehennem azabı ateşler içinde.
avucum yanar yaprak aglar, ben aglarım.
gözyaşı ortak olur yapragın acısına
avucum aglar yaprak aglar ben aglarım.
..



