Aynı bahçede var olup ta dalları birbirine değmeyen ağaçlara, heder olan aşklara, dilek ağacına asılan mendiller gibi, en çok şiirler, türküler sevdaya yazılmıştır.
İnsanoğlunun var olduğu o bilinmez zamandan beridir, aşkla gözyaşı, hüzünle mutluluk kardeştir, o gözyaşı ki, o hüzün ki acıyı söndürmez sadece geçici olarak dindirir. Bekleyen ile beklenen arasındaki mesafeler, özlem ağlarıyla örülü bir yürek yarasında son bulur desem de, o acı asla dinmez küllenir sadece.
Diğer canlılarda da var mıdır aşk, yoksa sadece insana özgü bir duygumudur. Aslına bakarsanız insan olmanın zarafeti üç ana şıkta da yatar, bunlar saygı, sevgi ve çokça insan olmaktır. Bu değerleri elde edebilmek ne kadar zor ise, bunları taşıyabilmek ve elde tutabilmek de aynı ölçüde zordur.
Aşkı, şiiri ve müziği içinde harmanlayabilen tek varlıktır insan. Her acıya dayandığı gibi, aşk acısına da dayanabilendir. Eline aldığın son çıkan romanı okurken, romanın anlattığı başka başka hayatlarda aşkını, kendini yürüdüğün yolları, kokladığın çiçekleri ararsın aslında, o hep sayfaların bir yerinde karşına çıkar. Bir sayfada seni sararken, diğerinde umursamaz, aramaz sormaz. Elleri cebinde arkasını dönüp gider, bir sayfada sensiz olamayacağını anlar ve biter roman.
..
Nefesi soluğu kesildi, bu aşkın. Herşey bitti, yarım bıraktın. Ağzımı açmaya cesaretim yok. Adını anmaktan korkuyorum. Seni görmeye tahammülüm yok, silahın ucunda son kurşun. Hayır.., ölmekten korkmuyorum. Aksine sen gibi istiyorum... Ama 'değmez' diyorum. Ve ben yine... Ven ben yine bekliyorum, gelmeyeceğini bile bile...
Sonuna kadar gideceğim bu aşkın, ölüme kadar yolu var sevdanın. Ben sana kadar, hiç ağlamazdım. Tenim hiç tatmamıştı gözyaşı tanelerinin ıslaklığını. Gözlerim hiç böyle kızarmamıştı. Titremezdi ellerim, korkmazdım aşktan... Ömrün sonu var, sensizliğin sonu yok. Silâhın ucunda son kurşun, vur beni...
Yardım et ALLAH'ım. Bir çıkar yol göster ya da al beni yanına... Kahrolası aşkın günahları sırtımda, aldığı her haram nefeste çöküyorum yarınlara... Şimdilerde sahteliğin örtmüş kahpeliğini. Aşk diye sarıldıkların, aslında benim... Bir damla gözyaşı döktüğün, çaresizliğinim...
Soğudum herşeyden, aşktan... Hiç inancım kalmadı, çekiliyorum hayattan. Senden sonra kendimden soğudum. İlk dediğim sonum oldun...
..
Kılıçların kınından çıkma vaktidir,
Yüreklerin taşa kesme vaktidir,
Ölmenin ve öldürmenin vaktidir,
Şimdi Rabbin rıza vaktidir.
Iraksa cihad diyarları
Yüreğini gönderme vaktidir.
..
Ben öldüğüm zaman
Hiç kimse ağlamasın ardımdan.
İki damlada olsa,
Gözyaşı düşmesin mezar taşıma.
Beyaz bir kefene sarıldığında vücudum,
Ağıtlar yakılmasın ardımdan.
..
Görülmez yüzümde gözyaşı izleri
Duyamaz kimse hıçkırık seslerimi
Çünkü ben
Yalnız şiirlerde ağlarım
Bülbülün güzel sesi
Bir annenin içtenliği
..
içimde...
ne kadar gözyaşı varsa...
hepsini...akıtmak istiyordum...
derdi olanların dertleri üzerine ki...
o dertlerden kalmasın geriye...
ne bir iz...ne de bir gaile....
..
Kar tanesi düşünce sol cenahıma
Bir sağımlık gözyaşı ağlar eyvahıma
..
Güldüm karanlıgıma aynadan,biraz titredikten sonra hayalinle,neden sonra sadece seni istedigimi düşündüm evet düşündüm nasıl becerdiysem zihnimin her yeri senle doluyken ne istedigimi.Savaş alanlarını gördüm bir cam bugusunda ne kadar küçük ne kadar kanlı aşkın savaşı,sadece kalbimizin doldurdugu yer aslında insanın aşkı,sadece iki elin buluştuktan sonraki ateşi,nedendi bu nedensiz gözyaşı nedendi bu nedensiz bekleyiş beklemek nedendi gidiş ve dönüş saati belli bir otobüsü
Belkileri çıkardıktan sonra oysalarla çarpıyorum senli hayalleri hiçbir sonuca eşit olmuyor gidişin,daha bulamadı aritmetik mühendisi aşk melegi gidişinin formulünü..Sen çarpı ben eşittir sevda diye sunmuştum hayata kendimi şimdi ise sonuç sıfır otur sıfır;
..
Kalbin alevlerini,
Gözlerin söndürmesidir "Gözyaşı"..
..
Duman duman başım,tütüyor gövdem ve karanlığı aydınlatan ışık dağılıyor içimden.Hangi günahsızın yüreğinde söndüreceğim ben bu ateşi.Peki ya o,benim ona bıraktığım ateşi kimde? Bak gördün mü işte biri yakıyor herkes taşıyor ve şehir cehennem misali yangın yeri...Yanıyor herkes ve yana döne arıyor yüreğinin çayırlarını ateşe vereni.Biliyor tutuşanlar oysa; o ateşi bir tek yakanın söndürebileceğini.Peki seni kim yakmıştı benden önce,ben kimin yangınını taşıyordum,senin mi,seni yakıp uzaklardan izleyenin mi? Ama yanıyorum bak alev alev,küllerim uçuşuyor havada ve korlarım kalmış duman çıkaran,közlerimin içinde son bir umut senden geriye.Ben yakamam kimseyi bu öfkeyle; yaksam yaksam bir sigara,peşine bir sigara daha ve son bulur paketin boşaldığı yerde,boş paketler karşımda,odamsa sis altında biliyorum dumanımla yetişir ettiğim ahlar sana.Ne kadar uzakta olursan ol yanığımın ve acının o kötü kokusu ulaşır burnuna ve sürer gider bu devinim yokoluşlara.Önce sen yok olursun; senden sıçrayan bir kıvılcımla ateş alır tenim,etlerim başlar dökülmeye,erir yüreğimin zırhı göğüs kafesim,için için yanarım mağmayı görmeden bir yanardağ ağzında...Hem yanar hem kanarım,çığlık çığlık dağılır sesim dağlarında.Sen kül ben duman uçururuz bir rüzgarın esintisiyle ve belki bir yerde buluşuruz.Bir buluşma ihtimali var ya; ne kadar gözyaşı döksem de bilirim sönmez yürek sevda yangınlarında...
..
Sonunda... kalemim kurudu... ve kagitlarim bitti... dusuncelerimi yazamaz oldum... sonunda gemilerim uzuntu ve gozyasi sularinda batti... kalbimin atisi durdu... gogusum nefes almaz oldu... damarlarimdaki kan dondu... ruhum gokyuzune yukseldi seninle son ayriligimizda...
benzeri olmayan sevgimiz bitti... bitti ve bende onunla bittim... guzel gunlerimde bitti... gercek gunlerim... birdaha yasayamiyacagim gunlerim... birdaha geri gelmeyecek olan gunlerim... keske geri gelse o gecen zamanlar... benden aldigi beni mahrum biraktigi butun guzellikler geri donsa... butun guzel sozler bitti... kalemim aciz kaldi yazmaktan... cunku o ulu sozler kalem ile yazilmaz ve anlatilamaz dogrusu budur... Allah`tan bizleri birdaha ayirmamasi dilegi ile
..
Garip Annem
Küçücük yaşta besleme vermişler
Kınalı kuzu gibi kurban etmişler
Kırmışlar kolunu, kanadını atmışlar
Büyük şehre karın tokluğuna yollamışlar
..
Git istediğin yere, bakma ardına bile,
En fazla bir kaç satır daha gözyası dökerim ardından..
..
O
Yokluğunu biriktiriyor
En fazla ağlayarak
Gözyaşı damlası olduğunu
Biliyor.
O
Yokluğunu biriktiriyor
..
Yanmış buğdayların çöl rengi Yakubun gözyaşı
boş kuyu/ insanlığın yazılmış kaderi/ ısırılmış elma
Göğüsümüzü yaran o ilahi kelime/ inşirah..
Ve her zorluğun ardından vardır bir kolaylık
İlk gerçek ilk matematik ilk mekteb/ ya sabır…
yeni güneşler alacak dünyalık karın ağrılarımızı
sığmadık gözyaşı kalmayacak merhamet havzına
..
Bir gün sana geldiğimde
Ne olur bakma gözlerime
Çünkü,başım öne eğik olacak
Sadece iki damla gözyaşı süzülecek yanaklarımdan
Ama o iki damla gözyaşı,bütün dünyayı boğacak
Bir gün sana geldiğimde
..
Boşver sevdiğim değmez gözyaşı
Bizim çektiğimiz aşkın ızdırabı
Bize gülenler alay edenler
Bizden beter olsun döksün gözyaşı
El sözüne kanıp harcama beni
Tertemiz kalbimle sevdim ben seni
..
Ağlarken, bağrıma bastığım çocuk
Hırkandan göğsüme bulaşan yaş ne?
Kan mı, gözyaşı mı..nerden bulaşmış?
Bosna nerelerde.. Mostar nerede?
Bu kan, bu gözyaşı dağlar mı aşmış?
Bir ses, bir hışırtı, bir ışık olsa
..
Bir istasyon düşün
Soğuk ve gözyaşı kokan kaldırımlar
Kiminin bütün gece beklediği.
Kiminin gözyaşı döktüğü kaldırımlar.
sisli bir sabahla başlar...
ve ardından insanlar titreyerek girer,
..



