Kuru ve sabit gözlerinin ardında
kimsenin bilmediği bir kavga var,
kimse duymuyor
kirpiklerinin gölgesine sığınmış çığlıklarını.
Dışarıdan bakan,
seni yalnızca “sakin” sanıyor.
Oysa sen,
içinde yanan yangına
sessizlikle su taşıyan bir itfaiyecisin,
nefes nefes.
Göğsün,
yavaşça kalkıp inerken
kimse fark etmiyor
her inişte bir korkuyu gömdüğünü,
her kalkışta yeni bir “ya olursa?”
diye ayağa kaldırdığını.
Adımların ölçülü,
sözlerin tartılı,
gülüşün bile
uçurum kenarında yürüyen bir ip cambazı kadar tedbirli.
Düşmekten değil,
yanındakini de düşürmekten korkanlardan
oldun sen.
Kimseye anlatamadığın
küçük kıyametlerin var:
Bir bakışla başlar,
bir susuşla büyür,
gece yastığına başını koyduğunda
“Ben mi yanlış gördüm?”
diye kendini suçlayacak kadar
utangaçtır isyanların.
Mütemadi bir ürkeklik dolaşır üzerinde,
ince bir hırka gibi:
Ne tam ısıtır,
ne de çıkarıp atabilirsin.
Elini uzatsan birine,
“Ya üşütürsem onu?”
diye geri çekersin parmaklarını.
Bu yüzden kimse bilmez aslında
kuru gözüne dolmayan yaşların,
nasıl yanarak buharlaştığını;
kimse duymaz
göğsünün içindeki kaynayan çorbanın,
nasıl kendine hiç pay bırakmadan
herkese ikram edildiğini.
Sen,
kendi içine sığamayan ama
kimsenin sınırını taşırmak istemeyen
o sessiz insansın:
Herkes için daralan,
kendine bile genişlemeye çekinen.
Ve bütün bu tereddüdün içinde,
en çok da şuna üzülürsün:
Seni incitenler bile
senin onlar için ne kadar titrediğini
asla öğrenmeyecekler.
Kayıt Tarihi : 23.12.2025 07:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!